ISAR logo
 

Türkçe Makaleler




Ocak 2019 Yeniay/Dolunay Raporu

Ocak 2019 Yeniay/Dolunay Raporu

Gezegenlerin mevcut yerleşimi içinde bulunduğumuz döneme dair neler söylüyor?

R. Hakan Kırkoğlu

 

Çeviren Kamer Gebeceli

Belirli bir yer için çıkarılan ister yeniay ister dolunay haritası, o an için devam etmekte olan gezegen döngülerinin birer fotoğrafı gibidir ve esasında yaklaşık olarak iki haftalık bir süreyi anlatan haritalardır. Bu haritalar, söz konusu dönemin şartlarını ve ana temalarını vurgulayan kapsayıcı haritalardır. Dolayısıyla, her güneş tutulması da bir süper yeniay gibidir; ancak uzun vadeli etkileri çok daha fazladır. Bu bağlamda, bir tutulmanın yarattığı aktivitenin bir sonrası tutulmaya kadar oldukça fazla olduğunu söyleyebiliriz. Bir güneş tutulması haritası ait olduğu zamanın resmini daha geniş ve daha derin bir perspektiften görmemizi sağlayan genel göstergelerden oluşur.

2019 yılı, 6 Ocak günü Oğlak burcunun tam orta derecesinde gerçekleşecek bir güneş tutulmasıyla başlıyor. Doğal olarak bu güneş tutulması haritası 2019 yılının ilk yarısıyla ilgili en belirgin göstergelere sahip harita olarak karşımıza çıkıyor. Oğlak burcu siyasi konularda, devletle ilgili meseleleri ve yöneticileri ilgilendiren alanlarda değişiklikleri getirir ve tetikler. Oğlak temasının hüküm sürdüğü zamanlarda atalar, otorite figürleri, düzen ve hiyerarşi gibi konular ön plana çıkmaktadır.

 

Bu tutulma güney ay düğümü yönünde olacağı için ana temalar dağılma, bozulma, olası karmaşalar ve kaotik koşullar merkezinde olacaktır. Bu sebeple 2019’un ilk yarısı için dünyanın siyasi düzeni ve siyasi yapılarla alakalı ciddi endişelerin oluşabileceğini öngörebiliriz; zira siyasi yapılarla ilgili söz konusu endişelerin yansımaları işini kötü icra eden liderler ve yeniden yapılanma & dönüşüme olan güçlü gereksinimde kendini göstermiştir.

Tutulma haritasında tutulma derecesi esasında Oğlak burcunda Satürn/Pluto orta noktası üzerine düşüyor. Ebertin, Satürn/Pluto orta noktası için çok çalışma, kararlılık ve sert tutumlar gibi açıklamalar getiriyor. Tutulma keçi burcunda olacağı için, bu dönemde dünyanın genel atmosferi, en azından bir sonraki dolunay ve bir sonraki tutulmaya kadar (2 Temmuz 2019), çok sert, gayretli ve öz disiplinli tavırlar, ciddiyet, zor idari görevler, organizasyonel değişiklikler ve genellikle aksamalar yönünde şekillenecektir. Genel olarak bu dönemde büyük kuruluşlar, kısıtlamalar, kıtlıklar, vergilendirme, kurallar & zorunluluklar ve de gelenekler, atalar gibi alanlarda değişimlerin olmasını veya stresli zamanların yaşanmasını bekleriz.

 

Bunun dışında Oğlak burcunun Venüs kısmi asaletinde gerçekleşen bu tutulma, sahip olduğumuz değerleri, ilişkilerimizde bizi mutlu eden veya sahip olduğumuz şeyleri vurgulamakla birlikte Oğlak burcundaki yerleşiminden ötürü çok iyi anlamlar içermiyor. (Vettius Valens, Anthology, 1. Kitap).

Haberci gezegen Merkür’ün ise gökyüzünde oryantal durumda Oğlak burcuna yeni geçiş yaptığını görüyoruz. Merkür burada güçlü bir şekilde kendini ortaya koymak istiyor ve özellikle iş hayatı ve organizasyon içeren konularla alakalı olarak kendini gösteriyor. Merkür’ün bulunduğu dereceye Jüpiter/Pluto orta noktasının da denk düşmesini propagandaların oluşması ve bazı kural ve politikaların yürürlüğe girmesinin göstergesi olarak görebiliriz. Bu bağlamda, ikna gücünü kullanma ve siyasi veya kurumsal dünyada ya da planlama ve yönetim gerektiren alanlarda başkalarını etkileme yönündeki isteğin ağır bastığı durumların ortaya çıkacağını belirtebiliriz.

Satürn’ün Merkür/Pluto orta noktası üzerinde olması ise tüm bu resme her şeyi kontrol etme, belirli konularda ısrarcı olma, şüphecilik ve huzursuzluk gibi durumlara yol açan negatif düşünce şekillerinin de eklenmesine neden olacaktır.

Jüpiter/Uranüs 135’liği ve Uranüs/Pluto karesi gibi mevcut gezegen döngüleri ise bilim ve teknoloji alanındaki ilerlemelerle birlikte uzayın keşfiyle ilgili son gelişmelere işaret etmekte ki son zamanlarda Mars’ın yüzeyindeki sondaj çalışmalarıyla bu gelişmelere tanık olduk.

Birleşik Krallık son zamanlarda Brexit meselesiyle çalkalanırken tüm bu Oğlak temalarını da gördükten sonra Londra’nın güneş tutulması haritasını inceleme gereği duydum. Tutulma derecesinin, Birleşik Krallık haritasındaki (1 Ocak 1801,00.00 GMT, Londra) 4. Evdeki Ay/IC noktasına oldukça yakın bir derecede olduğunu görüyoruz. Londra için çıkarttığımız güneş tutulması haritasında Terazi burcu yükseliyor( Birleşik Krallık haritasında da Terazi yükseliyor) ve Uranüs’ün köşe evde olması da karmaşa yaratacak koşulların ve radikal durumların gündemi meşgul edeceği anlamına geliyor. Paris’in güneş tutulması haritasında da Uranüs köşe evde bulunuyor; bu anlamda Emanuel Macron ile ilgili kamuoyu yoklamalarında halkın desteğinin ciddi anlamda düşmesi hiç de şaşırtıcı bir durum değil.

Avrupa için ACG haritasında (AstroKartografi), Uranüs/Asc aksı, İspanya’da Madrid dâhil olmak üzere bazı batı Avrupa ülkelerinin başkentlerine yakın bölgelerde etkisini göstermekte. Tutulma/ASC aksı tüm Hint yarımadasının üzerinden geçtiği için Hindistan da Satürn/Pluto kombinasyonundan etkileniyor.

21 Ocak 2019 tarihindeki dolunay ise Aslan burcunun 0 derecesinde gerçekleşecek olan bir tam ay tutulması( 00⁰ 51′ Aslan). Dolunaylar, mevcut koşulları gözden geçirme, sağlamlaştırma ve koşullarla ilgili ciddi bir farkındalığın oluştuğu zamanlardır. Dolayısıyla Aslan burcunda gerçekleşen bir ay tutulması, yöneticiler, yüksek pozisyondaki kişiler ve liderlerle ilgili olayları vurgular. Küçülmekte olan Jüpiter/Neptün karesi ise bu ay tutulmasıyla çok yakından ilişkili; nitekim Jüpiter/Neptün orta noktası tam olarak Kova burcundaki Güneş üzerine düşüyor. Bu döngüyü idealizm, büyük fikirlerin ortaya çıkışı, spekülasyonlar ve zevklere düşkünlük olarak yorumlayabiliriz. Siyasi olarak ise bu döngü, sosyalizm ve insani konuların vurgulanmasıyla çok yakından ilişkilidir. Kova burcu benzer arzuların peşinde olduğu için yaklaşık olarak 21 Ocak 2019 tarihi itibariyle ay tutulması, idealizm ruhunun yükselmesi ve toplumda daha güçsüz olan kimselere karşı daha merhametli tavırların oluşması gibi durumları beraberinde getirecektir. Siyasi boyutta ise toplu göçler ve ihtiyaç sahibi kişilerle ilgili mevzular ön planda olacaktır.

Venüs-Neptün partil karesi ve Jüpiter- Mars üçgeninden dolayı astrolojik göstergelerin bu dönemde iz bırakacağı diğer alanlar ise güzel sanatlar, mistik veya dini konular ve yaratıcı çalışmalar. Her ne kadar Venüs/Jüpiter,  ilişkiler, birliktelikler ve bol yaratıcılık anlamında mutluluğun bariz bir göstergesi olsa da Neptün eğilimlerde uyuşukluğa ve hatalı davranışlara yol açarak resmin tonlarını bir miktar değiştirecektir.

İlginç bir şekilde, Seul/Güney Kore Ay tutulması haritasında Jüpiter/Venüs köşe evde ve bu durum iki Kore arasındaki uzlaşmaya işaret ediyor; ancak yine de Neptün’ün bu noktada kaçamaklı bir tabiatı olduğunu dikkate almak gerekiyor.

Bu arada Ankara’nın Ay tutulması/dolunay haritasında ise Işıklar tam da ufuk çizgisinin üzerine denk geliyor. Bu durum cumhurbaşkanı ve halk arasındaki ilişkileri çok daha hassas kılmakla birlikte spekülasyon, kontrolsüzlük ve kavram kargaşalarına neden olabilir. Moskova ve Bükreş tutulma haritalarında ise Pluto köşe evde olacak. Son olarak da Mars, IC noktasında Kuzey İrlanda ve İrlanda arasındaki sınır civarında yer alarak Brexit ile ilgili mevzuları tetikleyecek.

ISAR Danışmanlık İlkeleri, Etik Farkındalık ve Yetkinlik Sınavı

ISAR Danışmanlık İlkeleri, Etik Farkındalık ve Yetkinlik Sınavı

Sevgili öğrenciler ve profesyönel astrologlar,

22-24 Eylül 2017 tarihlerinde Göklerin Bilgeliği Okulu olarak ISAR’ın sunduğu CAP sertifikasyon çalışmaları kapsamında Danışmanlık İlkeleri ve Etik Farkındalık eğitimleri sunacağız. Daha sonra 12 Kasım tarihinde Yetkinlik Sınavını gerçekleştireceğiz. Bu eğitimler herkese açık yapılmaktadır.

ISAR (International Society for Astrological Research) ABD’nin önde gelen astroloji organizasyonlarından birisi olup, uluslararası düzeyde astroloji çalışmalarını ve eğitimini teşvik eden, bu alandaki standartları yükseltmek üzere farklı çalışmalar ve programlar sunan bir topluluktur.

ISAR’ın yürüttüğü Astroloji’de Sertifikasyon programının en önemli amacı ise bu alanda profesyonelliğin gerektirdiği temel unsurları öğrenciler için en iyi hale getirmek ve belirli standartları sağlayarak paylaştığımız ortak dili güçlendirmek diyebiliriz. Bu yönde üç aşamadan oluşan Danışmalık İlkeleri Eğitimi, Etik Eğitim ve Yetkinlik Sınavı ortak standartları yükseltmek ve profesyonellik sağlamak açısından büyük önem taşıyor ve uluslararası bir bağlamda uygulanıyor. Bildiğiniz gibi pratik uygulamada Astroloji danışmanlık iletişim alanında dikkat çekici bir yer teşkil etmekte ve ISAR bu iletişimin gerektirdiği incelikleri ve yetenekleri geliştirmek yönünde Danışmanlık İlkeleri eğitimine büyük bir önem vermektedir.

Eylül ayında yapılacak Danışmanlık İlkeleri ve Etik eğitimi herkese açıktır. Eğer ISAR CAP ünvanı elde etmek isterseniz, Kasım ayında yapılacak olan Yetkinlik Sınavına katılmak için ISAR tarafından kabul edilen okullardan Diploma almış olmak (http://tr.isarastrology.org/affiliated?list=1) ya da en az 10 yıllık bir profesyönel astroloji tecrübesi içinde olduğunuzu göstermeniz gerekir. Halen öğrenci aşamasında olanlar, dilerlerse Danışmanlık İlkeleri ve Etik Farkındalık çalışmalarına katılabilirler. Sertifikasyon sürecini tamamlayan Yetkinlik Sınavı  Diploma eğitimi bitirdikten sonra alınabilir. Bu yıl gerçekleştireceğimiz ISAR programları hakkında detaylı bilgi almak ve kayıt olmak için lütfen bu sayfayı (http://hakankirkoglu.com/c/haber.asp?id=578&k=ISAR_E%F0itimleri_2017) takip ediniz.

Tahmin Sanatı

Tahmin Sanatı

Geleceğin tahmin edilmesi her zaman çok güçlü bir motivasyon aracı olmuştur ve olacaktır. Tüm varoluş düzeylerinde itici bir güçtür. Halihazırda, tahmin ile ilgili kurallar ve bunların toplum tarafından nasıl algılandığı bir değişim sürecindedir.

Son zamanlarda, Amerika`daki 11 Eylül 2001 olaylarından sağ kurtulanlar tarafından havayollarına ve uçak üreticilerine karşı bir dava açılmıştır ve bu davada kokpit kapılarının toplu katliamda silah olarak kullanılabilecek derecede dayanıksız olarak üretildikleri savunulmaktadır. Bu tür davaları yürütme hakkı, bir adliye üyesi tarafından onaylanmıştır. Her ne kadar geçmişte yapılan hatalardan dolayı senelerdir dava açılıyor olsa da (örneğin, pek çok eyalet tarafından dava edilen tütün şirketleri) bu örnek, insanların şartları değerlendirebildiğini, olası sonuçlarını tahmin edebildiğini ve bu sonuçlardan dolayı hukuki sorumluluk alınması gerektiğini bildiğini göstermektedir. 

Bu, öngörü (tahmin) etiği ile ilgili sorunları gündeme getirmektedir. İnsanlar, zamanın doğası karşısında çaresizdir ve gelecekteki belli bir anın tahmin edilmesi için yöntemler ve teknikler bulmak amacıyla büyük bir çaba göstermektedir. Toplumun her düzeyinde bunu, her disiplinin kendi kuralları çerçevesinde yapıyorlar. Gelecek dikim dönemleri için tarım tarihçileri ve uzman çiftçilere danışılmaktadır. Ekonomist ve finansal uzmanlara, ortalamadan daha iyi bir getiri sağlayan pazar trendleri ve spesifik yatırımlar hakkında bilgi vermeleri için yüksek ücretler ödenmektedir. Matematikçi ve fizikçiler, karmaşık sistemlerin tahmin edilebilirliği üzerinde çalışmakta ve kuantum mekaniği ve kaos teorisi ile ilişkili başlangıç koşullarının uzak etkilerini ölçmektedir. Meteorolog ve hava tahmincilerinin teknikleri, fırtınaların potansiyel gidişatını ve şiddetini belirlemektedir. Teknoloji uzmanları, zaman ve kaynaklarla ilgili yatırımların nasıl, ne zaman ve neye yapılması gerektiğinin önceden belirlenebilmesi için son teknoloji ürünleri ve gelişim ihtiyaçları üzerinde çalışmaktadır. Çevrebilimciler, doğal kaynaklar üzerinde doğal döngülerin potansiyel etkilerini ve uzun vadede toplumsal gelişimini yansıtmaktadır. Sosyologlar, davranış eğilimleri ve kültürel caydırıcı ve yardımcı tekniklerin olasılıkları üzerinde çalışmaktadır. Bu liste devam ettirilebilir... 

Bunların tümü, geçmişte gözlemlenmiş döngülere ve bu döngüler ve potansiyel tekrarlanabilirlikleri hakkında uzmanların varsayımlarına dayanmaktadır. Tıp mesleğinde, bu tür bir hukuki sorumluluğun sonuçlarının örneği bulunmaktadır. Bu uzmanların tümü artık görüşleri için yasal anlamda sorumlu mudur? Özellikle ihtiyaçlarını karşılamak için doğanın pek çok sürecine müdahale etmelerine (kimilerine göre bozmalarına) rağmen, insanlar geleceğin tahmin edilmesine büyük önem veren tek canlı değildir. Bilinç düzeyinin altında, tüm doğa geleceğe hazırlanır. Hayvanların tüyleri kış gelmeden önce daha fazla uzar. Kış uykusuna yatan memeliler, yaz boyunca muazzam bir biçimde yerler ve kışı geçirebilecekleri güvenli bir yer ararlar. Risk altındaki somonlar, türlerini sürüdürebilmek için tüm avantajlarını kullanırlar. Bridgewater, MA`daki bir ev sahibi, bir sincabın fındıklarını her zaman bulunduğu bölgeden daha yüksek bir alana (bir feet yüksekliğindeki her zamanki alandan 5 feet daha yükseğe) sakladığını fark etmiş. O kış, 42 inç yüksekliğinde kar bırakacak fırtınalar olmasına rağmen sincap sakladığı fındıklarına yine de ulaşabilmişti. (Kuşlar ve Çiçekler, Ekim/Kasım 2003 sayfa 32.) 

Zamanın mekaniği hakkında merak uyandıran ve insanların farkında olmadığı sinyallere karşı bitkiler duyarlıdır. Birçok kozalaklı bitki, şiddetli kışlardan önce çok fazla sayıda tohum üretmektedir. İnsanlar, hasadı güçlendirmek için uyarım teknikleri kullanmayı öğrenmiştir. Örneğin, badem yetişen California bölgesinde badem ağaçlarının gövdeleri her yıl zincirlerle soyulur ve bu onları daha fazla meyve vermesini sağlar. 
Doğal tahmin, hayatta kalmak için gereklidir. Tüm yavru hayvanlar, kimi zaman gözlemle kimi zaman da deneme yanılma ile bu tür teknikleri öğrenir. Yavru geyiklerin annelerini her gün aynı yolu kullanarak yem aradığını takip ettiği ve çitlerin üzerinden atlayarak bekçi köpeklerini atlatmayı öğrendikleri gözlenmiştir. I. Dünya Savaşı sırasında, kuzgunlar ve kargalar, ölülerin etleriyle beslenirken kızgın askerlerin ateşli silahlarından kaçmayı öğrenebilmiştir. Science News (9/6/2003 pg 164), 4-6 aylık bebeklerin ekranda yuvarlanan bir topun ne yönde hareket edeceğini kolaylıkla tahmin edebildiğine dair bir çalışmayı bildirmiştir. Pek çoğunuz, beyzbol oyuncularının, topu yakalamak için doğru an ve yerde eldivenlerini kullandığını görmüşsünüzdür. 

Ancak insanlar, gelecekte gerçekleşmesi olası olaylar hakkında bilinçli olarak bilgi derleyen ve ileten tek canlılardır. Gerçekten de Bilgi Teknolojisi (IT) başlı başına bir endüstri haline gelmiştir. Bu konuda düşünürsek, IT`nin başlıca nedeninin geleceği tahmin etmek üzerine kurulu olduğunu anlayabiliriz. Astroloji karşısındaki başlıca batılı kültürel ve dini yasaklardan ötürü, işin büyük bölümü sadece toplumdaki cesur kişiler ve elbette astrologlar tarafından algılanabilen ve desteklenen biçimde kapalı kapılar ardında yapılmaktadır. 

Şubat 1997`de, mekan ve zamanın doğası ve elastik özellikleri, farkındalığı ve insanların bunları algılama, aşma ve anlama yeteneği ile anlamlarını geleceğimize uygulamaları konusunda daha önce Jim Lewis Slayden Vakfı tarafından Continuumda yayınlanmış olan bir belge (Zaman ve Mekan Üzerine) yazdım. Aşağıda bu belgede alınmış bir bölüm yer almaktadır: 

… Süre içindeki doğrusal zamanı ve parseller halindeki geometrik mekanı hesaplayabiliyoruz. Ölçülebilir mekanımız 3 boyutludur: yükseklik, genişlik ve derinlik. Doğrusal zaman algılayışımız da 3 bölümden oluşmaktadır: geçmiş, bugün ve gelecek - fakat sadece tek bir boyut: şimdi ve sadece tek bir yön: ileri. Madde, mekan ve zaman birleşimine baktığımda, bir kamyonun daha önce nerede bulunmuş olabileceğini, şu anda nerede olduğunu ve olası gelecekte nerede olabileceğini görebiliyorum. Geçmişteki filozoflar, zamanın bir Bütün olduğu ve fiziksel bedenlerimizde mekan ve zamanın sadece belli bir bölümünü deneyimleyebilen ve bunu burada ve şimdi olarak adlandıran ve sadece dünyevi yönde ilerleyebilen varlıklar olduğumuz önermesini getirmiştir. Fiziksel olmayan bileşenlerimizle doğrusal zamanın dışına çıkabiliriz. Geçmişi yeniden hatırlayabilir ve gelecekle ilgili hayaller kurabiliriz. Gelecekteki seçimlerimiz için hazırlanmamızda yardımcı olacak deneyimleri bize kazandıracak tanıdık danslar eden fakat asla tekrarlanmayan düzen ve döngüleri algılayan dalgalar gibi olabiliriz. 

Hepimizin bedeninde mekan/zaman kavramını algılamızı sağlayan çift kutuplu bir mekanizma vardır. Girdi ve çıktı aygıtlarımız ve sezgilerimiz, bilgileri algıladığımız anda hafızaya kaydetmemiz (yin) ve iletmemiz (yang) için kutuplaşmıştır. İşlemci, zihin/can/ruh/akıl yani elle tutulamayan fizik üstü farkındalığımızın kombinasyonunun arasındaki zardır. Astrolojide, süreci aradaki sabit, kardinal ve değişebilir zara eşitleriz. 
 
Her birey için farklı olan yoğunlaştırılmış ve genişletilmiş özü, benzer düzenlerde mekan/zamanın birçok farklı düzeyini bu sezgilerimizi kullanarak algılarız. Astrolojide biz bunlara, harmoni ve ilerleme gibi türemiş perspektifler deriz. Yorumlarımıza anlam kazandıran zaman/mekanın potansiyel özelliklerini algılamak için sezgilerimizi ayarlarız. 

Dünya görüşleri içinde astroloji en benzersiz olandır. Bir araç olarak, zamanı anın bir parçası olmaktan çok daha geniş bir kapsamda görmemizi sağlar ve zaman dalgalarını Dünya`mızın bütünüyle birleştirir. Kendimizi doğrusal zamanın ve sınırlı mekanın üzerine çıkarabilir, kaderci kontrolden kurtararak bütünlüğe ulaşabilir ve seçimlerimizin potansiyeli hakkında daha bilinçli olabiliriz. Astrolojiyi kaos özelliklerini algılamada da bir araç olarak kullanabiliriz...

Astroloji, tüm diğer disiplinlerin kullanışlılığını arttırmak için kullanılabilir. Neden bazı astrologlar, öngörü ve tahmin teknikleri geliştirdikleri ve kullandıkları için özür diliyor? Tüm doğa, başarmak için rekabet etmek üzere motive haldedir ve en iyi tahminleri yapabilenler en büyük ödülleri alır: hayatta kalma ve kaliteli bir yaşam. Kullandıkları teknik ve konsepteler temelde kötü değildir fakat etik açıdan kullanımlarının gözden geçirilmesi, araştırılması ve benimsenmesi önemlidir. Tüm insani çabalarda, bilinçli sorumluluk, tanımlayıcı faktör olmalıdır. 

PLUTO Oğlak burcunda 2008 – 2024

PLUTO Oğlak burcunda 2008 – 2024

Çeviren: Gonca Sağlam

Pluto ilk keşfedildiğinde Yengeç burcundaydı ve bu yolculuk 1. Dünya Savaşından çok kısa bir süre önce 1913’te başlamıştı. 1. Dünya Savaşından sonra güç grupları tam bir karışıklık içine girdi. Bu dönem süresinde Rusya’da yaşanan olayları düşünün. Çar’ın ve tüm ailesinin halk tarafından öldürülmesi, baskı altında olanların, “halk”ın ayaklanması. Sonuç; kalıcı olan ve tam bir değişim: hakiki bir Pluto hareketi. Avrupa dünyasında, ülke sınırlarının ve imparatorluklarının yıkıldığı dönemde, Pluto, 25 sene Yengeç burcunda kaldı. Aristokrasi ve monarşi gücünü Pluto’nun bir önceki Zodyak döneminden almaktaydı. Gücün yepyeni bir dönemi başlamış oldu: halkın (yengeç) gücü. 

Bir şekilde yengeç burcunu kolaylıkla 4. ev’le özdeşleştirebiliriz, özellikle dünya astrolojisinden bahsediyorsak. Pluto’nun yengeç burcundaki konukluğunun sonlarına doğru, 2. dünya savaşının belirtilerini görebiliriz: Geçmiş günlerde gücün sahibi olanlara karşı toplu katliamdan kaçınmayan, halkı ve yığınları (yengeç) kontrol etmeye çalışan, diktatör bir demagog (pluto).

Gerçek anlamda 2. dünya savaşının Pluto’nun aslana geçmesiyle başlamasına rağmen, batı avrupasında Pluto’nun dünya haritasının 4. evinden geçiş süresi hep savaş dedikoduları ile dolu oldu. 1937/1938 de Pluto’nun 20 senelik Aslan Burcu dönemi başladı. Eğer Zodyak çemberini (ayın 8 fazı gibi) 8’e bölecek  olursak; “0” derece yengeci “yeni ay” gibi görebiliriz; ne olacağının farkında olunmadığı ve tüm gelecek dönemin temelinin atıldığı - hatta belki sarsıldığı- bir dönem. Pluto’nun dünya haritasının en alt evinde olduğu zaman da böyle bir dönem gibi düşünülebilir. En dramatik dönem “0” derece yengeç ile “15” derece aslan dönemi ile çakışmakta. Bu noktadan itibaren, Pluto kendi döngüsünde büyüyen faza geçti. 2. dünya savaşından sonra, yeniden yapılanma ve doğum oranında büyük bir artış yaşanmaya başladı. Elbette, bu “çocuklar” da aslan burcu çocukları oldu. Batı’nın “dünya haritası”ndaki en alt noktasını harap ederek geçen Pluto, - yığınların katliamına sebep olan silahların (atom bombası) keşfi gibi -, aslanın 15. derecesinden itibaren yeniden yapılanma dönemine doğru yoluna devam etti. Ya da farklı bir şekilde söylersek; başlangıç noktasına yaptığı ilk 45 derecelik açıdan sonra ilk 90 derecelik kare açısına ( 0 derece terazi) gitmek üzere, dünya haritası üzerinde yukarı doğru hareketine devam etti.

2. faz; ilk 45 derecelik açı ile başlamış ve 90 derecelik kare açıda ( 0 derece terazi) bitmiş oldu.  Yeniden yapılanma tüm bu dönem boyunca devam etti. İnsanlar çok çalıştı. Halklar ( yengeç, her şeyin ilk başlama dönemi) kendi kaderlerini belirleme konusunda gün geçtikçe daha fazla güç kazandılar.  Para ve güç birlikte ilerledi. İnsanlar, harcamak için daha çok kazanmaya başladı. 1960larda, kazançlar daha da arttı, yavaş ama emin adımlarla, daha önceki pluto döneminde baskı altında olanlar güç ve ardından da statü sahibi olmak için gerekli olan maddi olanaklara sahip olmaya başladılar.

Pluto yeni dönemdeki ilk çeyrek daire yolculuğu sırasında – “0” derece yengeçle başlayan dönem – güç dengeleri arasında dönüşler yaşandı.  Rusya’da ve doğu Avrupa da yeni bir diktatörlük yükseldi :  toplum hareketleri ve pek çok karşılıklı casusluk olayları. Zaman yeni bir faza gelmiş oldu, “0” derece terazi ile “0” derece oğlak arası döneme, yani 1971-2008 arasına. Bu çeyrek döngünün ortalarında, Pluto 8. burç olan akrepteyken doğu avrupadaki bu yeni diktatörlük gözden düşmeye başladı. Pluto’yu ilgilendiren meseleler genellikle kanlı olaylarla ortaya çıkar. Görünüşe göre biz şu anda “insanların” çok da baskı altında olmadığı bir Pluto dönemi içindeyiz. 

Tam şu anda Pluto’nun büyüyen fazının sonuna gelmiş bulunmaktayız; Zodyak çemberinin ortasına. Yay’ın ikinci yarısında fark ettik ki dünyanın her yerinde insanlar güvenlik, belirginlik ve özgürlük konularının özlemi içindeler. Hala baskı altında yaşayanlar, özgür batıya doğru sel halinde bir kaçış içindeler.

Pluto, yeni bir çeyrek döngüye ulaştığında neler olacak? Ay fazı terminolojisine paralel gidersek, bu dönem 2008 de; büyüme dönemi sona erdiğinde ve küçülme dönemine girildiğinde başlayacak; dolunay noktası gibi. 26 Ocak 2008 de, Pluto ilk kez Oğlak burcuna girecek ve aynı yıl 14 Haziran’la 27 Kasım arasında tekrar yay burcuna geri gidecek. 27 Kasım 2008 den itibaren 15/16 yıl boyunca Oğlak burcunda kalacak : 2008-2024 arası.

Günümüzde nüfus artışı zirve yapmış durumda. Eğer yengeç doğumu ve Pluto da en önemli ve toplumsal etkiye sahip faktörü ifade ediyorsa, bu artışın 2008’e kadar devam edeceğini ve bu tarihten sonra düşeceğini varsayabiliriz! Maalesef, nüfusun artması çok büyük problemlere yol açmakta : Batı Avrupa’da yaşam alanı (yay) gittikçe küçülmekte; bireysel olanakları genişletebilme arayışıyla, toplu göçler yaşanmakta. Biz “insanlar”ın, her zaman özgürlük gibi kavramlarla başa çıkma konusunda zorlanması ve  hala kendi güvenliğimizi sağlama savaşı içindeyken başkalarının ve doğanın güvenliğini tehlikeye atarak gezegenimizi kötü kullanmamız gibi sebeplerle; bu büyüyen nüfus, düzene ve kurallara gittikçe artan bir şekilde ihtiyaç duymaktadır.  Pluto şu anda hala insanlar arasında “karşılıklı ilişkiler”in gündemde olduğu çeyrek dilimde ( Terazi, Akrep ve Yay), fakat daha kolektife ait  ( Oğlak, Kova ve Balık) bir çeyrek dilime doğru ilerliyor . Bu çeyrek dilim ise bize : “ Hepimizin bireyselliğini koruyabildiği fakat yine de birlikte olabileceğimiz bir yeri nasıl bulacağımızı; dünyanın daha büyük bir mertebede nasıl çalışacağını” soruyor.

Yeni bir baskı unsuru şimdiden fark edilmeye başlandı : Dış güçler, otorite’ler (oğlak) tarafından empoze edilen kuralların baskısı. Eğer yapabiliyorsak, toplumun bir üyesi olarak, kendi sorumluluklarımızı üstlenerek daha disipline olmayı ve dolayısıyla daha az kurala ihtiyaç duyarak çalışmayı denemek de bizim için mümkün. Etki her zaman tepki doğurur. Biz ne zaman başkalarına saygı duymadan bireysel özgürlüğümüzü çok fazla kullanmaya başlarsak, bir tepki oluşacaktır. Bu tepki belki de bize egemen güçler tarafından ceza verilerek ortaya çıkacaktır. Yengeç burcu döneminde ise, kendi gücünü talep etme adına halk bu insanları öldürmüştü. Bu insanlar (yani “biz”) güç kazandı ve günümüzde politik nüfuza ve otoriteye sahip pozisyonlara geldiler. Bu dönemde, aynı otorite figürleri düşmanca bir tavır içinde öldürülecekler mi, yoksa bu insanlar (biz) sorumluluğu gerçekten kabul ederek bireysel özgürlüğü idare edebilecek mi ?

Sorumluluk veya kurallar ? İnsanlar kendi sorumluluklarını üstlenmedikleri zaman kurallar yaratılır; kaos olduğunda, kolektif güvenliğin sağlanması adına kurallara ihtiyaç duyulur.  Kişisel sorumluluğumuzu taşımayı kabullendiğimiz zaman daha az kurallara ihtiyacımız olacaktır. Pluto, Oğlak döneminde böyle bir şey, bizim oluşturduğumuz global yönetimler, olabilecek mi ? Tüm kuralları ve yasaları empoze eden (yine bizim yarattığımız) kolektif bir dikta rejimi yerine; bizim seçip oluşturduğumuz global hükümetler ... Pluto oğlakta kötü bir vaatte bulunmuyor. Asıl soru şu : insanlar kendi iç seslerini dinleme yeteneğine sahip olacak mı, yoksa sadece özgürlüklerini sonuna kadar kullanıp, başkaları pahasına kendi istediklerini yapma yolunu mu tercih edecekler ?  Ya da; gücü isteyen “insanlar”, yani biz, gücü idare edebilme yeteneğine gerçekten sahip miyiz? Pluto, kişisel bir harita da 10. eve geldiğinde de sorulan soru budur : Güç ve bunu statümüzü etkileyen sosyal hayatımıza nasıl entegre ettiğimiz meselesi. Böyle bir tema vardır çünkü Pluto gücün temiz ve saf bir şekilde kullanılmasını ister, başkalarının zararına DEĞİL. Bizim global yönetimlerimizin böyle bir basiret gösterebileceklerini görme olasılığımız olacak mı? ( Aslında sadece iç sesimizi ve vicdanımızı dinlemek yeterli ) 2008 ve sonrasında sınavımızı veriyor olacağız. Tam olarak anlayana ve hayatımıza yerleştirene kadar pek çok gürültü ve şiddet olacaktır – Pluto arkasında iltihaplı yaralar bırakan bir cerrah değildir. Öte yandan, yaraların önce görünür olması ve sonra canımızı acıtması gerekir ki iyileştirilebilsinler.

Kendimizi güçsüz ve kolektif güçler tarafından sıkıştırıldığımızı hissettiğimiz zaman, bireyler olarak ne yapabiliriz? Sadece şunu : Gücü ait olduğu yere, yani kendimize geri getirmek. Her ne kadar korkularımızın üstesinden gelmemizi sağlayacak kudrete sahip olmaya çalışsak da,  biz insanların, kendi ötemizde olan şartların üstünde gücü yok. Tüm sahip olduğumuz güç, kendi tepkilerimiz ve iç dünyamıza yönelik. Her birey kendi dünyasında bir fark yaratabilir. Kendi iç sesimiz tüm diğer diktalardan çok daha önemlidir – bu dikta ne olursa olsun, ister zamanın, ister modanın, ister statünün, isterse tüm global yönetimlerin diktası… Kendimizi bu diktalardan kurtaralım, kendimizi, kendimizden uzaklaşmaktan kurtaralım ! Gücü geri alın ve kendinizde tutun. Hayatınızı; iç dünyanızla, doğayla ve yakınınızdaki insanlarla uyum içinde olmaya doğru yönlendirin. Toplumun dayattığı statü, pozisyon, güç girdapları arasında telef olmak yerine, kendimizi, daha çok bu gibi şeylerle meşgul etmeliyiz. Başkalarına zarar vermeden kendi kişisel özgürlüğümüzü yaşamak isteyeceğimiz ve bunu yapacağımızı, gücün nasıl kontrol edileceğini öğreneceğimiz uzun bir Pluto dönemi içindeyiz. Pluto oğlak aslında bize, ilk keşfedildiği Pluto yengeç döneminin, gücün “halka” ait olduğu dönemin, sonuçlarını getirecek gibi görünüyor. Halk, yani biz, sen, ben, hepimiz. Pluto oğlak’tayken, sadece iç kurallarımızı dinleyerek ve dış dünyadan gelecek kurallara ihtiyaç duymadığımızı göstererek ama her halükarda kuralları olan daha iyi bir dünya yaratabilir miyiz ?    

Henüz o noktaya ulaşmadık. Gelecek yıl, Pluto Galaktik merkezle birleşme noktasına gelecek ( 26 derece yay). 2008 de, dönem yeniden değişecek. Kişisel olarak, hala “Pluto yay” döneminde olduğumu söyleyebilirim. Gelecekte ne olacağını en fazla speküle edebilirim. Yine de, astroloji bize teoride hangi temaların ön plana çıkacağını gösteriyor. 1995 ten itibaren, Pluto Yay daki yolculuğuna başladığından beri, açıkça görülüyor ki, dünyada  “zoraki başarı” konusunda büyük bir uyanış yaşandı. Yay, genişletici, çok coşkun ve vizyonlarla doludur. Ekonomi bir sürü vizyon sunan ama boş laflarla dolu sloganlarla var olmaya devam etti.  Tüm bunlar başarılı güç sahiplerinin reklam dolu dünyasında gerçekleşti. 2008‘in başlarında hepsinin yerini gerçeklik alacak. Tüm bu korkunç paralarla dönen ekonomi ve boş sözler daha gerçekçi bir yapıya kavuştuğunda çok daha rahat nefes alıyor olacağım. Ama yine de, Yay’daki Pluto’nun, bizi başka insanlarla ve kültürlerle tanışmaya teşvik eden, bize daha çok yolculuk ve yeni dünyaların maceralarını sunduğu döneme veda ediyor olmaktan dolayı da üzüntü duymuyor değilim.  

“Şimdi de yaşamak” Pluto Yaya göre çok daha Pluto Oğlaka uyan bir şey. Şu anda gelecekte (Yay ) yaşıyoruz. Oğlak’ın kendisi “zaman”dır. Kolektif olarak çok daha fazla “şimdi”nin içinde yaşıyor olacağız. Geleceğimiz buna bağlı. Geçmiş ve gücün kötüye kullanımı elbette ışığa çıkacak. Hiç de gerçekçi olmayan geleceğe dair hayaller de geçmişte kalmış olacak.

Günden güne, başkaları yerine kendi sorumluluğumuzu sahiplenerek dünyaya gösterdiğimizin saygının daha bir farkında olacağız. 2008 yılında, şimdi de yaşamaya başlayacağım ve bunun Pluto yeni bir burçta ve çeyrekte iken nasıl bir şey olduğunu öğreniyor olacağım. Tahminim, ilk yılların hiç de kolay olmayacağı : Uranüs, Satürn ve Pluto arasında öncü burçlarda gerilimli açılar olacak. Dünya değişecek; bu kesin. Umalım ki,  büyük kurumlar (Pluto 4. evdeyken gücü ele geçirenler) bu gücü iyiye kullanırlar; başkalarına zarar vermeden ve içinde yaşadığımız çevrenin de sorumluluğunu alarak. Sahip olduğumuz statülerimiz yıkılabilir, ama yıkılan aslında sadece egomuz. Ruhumuz kendini ifade etmek isteyecek ve bizi iç varlığımıza katılmaya çağıracak ki ayakta sağlam durabilelim ve dış dünya ile bir bütün olabilelim. Aslına bakarsanız, Pluto oğlaktayken “statü” artık moda olmayacak…. ah, ne özgürlük !

Joyce Hoen DFAstrolS Hollanda ve Belçika’da yaşayan profesyonel bir astrologtur. Faculty of Astrological Studies Diploması’nı 1986 yılında kazanmıştır. 1988-1995 yılları arasında Doğal Sağlık Okulu’nda haftada üç gün tıbbi astroloji eğitimi vermiştir ve daha sonra parttime eğitimci olmuştur. Daha sonra, günümüze kadar olan dönemde yaklaşık 90 öğrenci ile online Astroloji eğitimine başlamıştır.Felemenkçe iki kitabı vardır. Birisi tıbbi astroloji diğer ise transitler ve ruhsal yön üzerinedir ve bu iki kitabı İngilizce’ye çevirmeyi ummaktadır. Joyce Hoen aynı zamanda dünya astrologlarını bir araya getiren ISAR e-dergisinin editörüdür. Felemenkçe ve İngilizce olmak üzere websitesiwww.astrologie.ws dir

KİŞİLİK TİPLERİ : İnsan Farklılıkları Üstüne Bir Deneme

KİŞİLİK TİPLERİ : İnsan Farklılıkları Üstüne Bir Deneme

Çeviren: Nihal Artar 

İnsanlar birbirinden farklıdır. Belki bunu anlayacak kadar olgunlaştığımız zaman, bu farklılıklar da dikkatimizi çekecek. Ayrıca insanların farklı olmasının dışında, her yeni gün bize farklı durumlar sunar. Her gün karşımıza baş edilmesi gereken yeni insanlar ve olaylar getirir. Peki yetişkinler olarak bizlerin ‘sizin’ neden ‘diğerlerinden’ farklı olduğunu anlayacak ve değerlendirecek yöntemlerimiz nelerdir?? Neden durumlar karşısında dün takındığımız tavırlar bugünkünden farklıdır? Astroloji bu tür farklılıkları değerlendirmek için bize bir yol sunar. Astroloji aynı zamanda her durumu nasıl ele alacağımız hakkında bir görüş de sağlayabilir. Ancak astroloji bu konudaki tek yöntem midir? Cevabımız tabii ki hayır. 

İnsanların arasındaki farklılıkları değerlendiren ve günlük durumları nasıl ele alacağımızı gösteren başka yollar da var. Burada, bu alternatif yöntemlerden birini, Myers-Bridge Tip Göstergesi (MBTI) sini detaylarıyla tartışmak ve astrolojik göstergelerle arasındaki paralelliğin altını çizmek istiyorum. 

MYERS–BRIDGE TİP GÖSTERGESİ 

Yüzyıllardan beri insanlar 4 temel “tip” kişilik tanımlayıp, üzerinde konuşup tartıştılar. Bunlardan bazıları şunlardır: 

(Lütfen her kolonun birbirinin karşılığı olduğunu düşünmeyin, örn: toprak Batının dengi olmak zorunda değildir – Bu kolonlardaki kalemleri birbirine karşılık gelebilir, ben de onları buna göre dizmeye çalıştım, ancak denklikler konusunda değişik görüşler var- Aşağıdakiler sadece yıllardan bu yana 4 farklı tip kişiliği gösteren özelliklerin listesidir. ) 
 
Elementler Ateş Toprak Hava Su
Nitelikler Sıcak Soğuk Kuru Nemli
Yönler Güney Batı Doğu Kuzey
Astroloji Başucu Alçalan Yükselen Dip
Mevsimler Yaz Sonbahar İlkbahar Kış
Hipokrat 1 : Sarı safra Kara Safra Kan Balgam
Hipokrat 2 : Kolerik (Canlı, hükümran ) Melankolik (Duygusal) Sanguin (Canlı, hareketli) Flamatik (Donuk, huzurlu, pasif)
Yunan Tanrıları  Dionisos Prometeus Apollo Epimeteus
Spranger : Estetik Ekonomik Dini Teorik
Bilinmeyen 1 : Cesaret Beyin Kalp Ev
Bilinmeyen 2: Tepkisel Sistematik Ruhani Sorumlu
Jung Yargı Duyumsama Sezme Hissetme
Kiersey Zanaatkarlar Akılcılar İdealistler Vasiler
Myers–Bridge SP NT NF SJ


Burada ilginç olan yüzyıllardan beri , değişik bir çok kişinin, genel kişilik tiplemelerini, ısrarla dörde ‘e ayırmakta gösterdiği tutarlılıktır. Bir çok değişik kültür, eğitim sistemi ve kişi tarafından bu fikrin dört ‘lemeye indirgenmesi gerçektir ve kendi içinde çok anlamlıdır. Tabii ki dört’ ten fazla tip kişi vardır. Hatta Astrolojiden örnek verecek olursak,  Hava tipiyim yerine kişiler Teraziyim demeyi tercih eder. 

MBTI   kişilik farklılıklarını tanımlamak için bir dizi harf çifti kullanır. 

I (içedönük) 
E (Dışadönük) 
S (Duyumsayanlar- Sağduyulular) 
N (Sezgilerini kullananlar) 
T (Düşünenler) 
F (Hissedenler) 
J (Yargılayanlar) 
P (Kavrayanlar) 

Ortaya çıkan bu sekiz harfin kombinasyonundan 16 değişik MBTI özelliği ortaya çıkar. MBTI harf özellikleri örnekleri : ISFJ , ENTP , ESFJ.. gibi. 

Astrolojinin 5 tane aracı vardır. Gezegenler, Burçlar, evler, açılar, açı kalıpları (veya özel hassas noktalar – PSPS) Astrolojik ayrımlar 12 tane popüler tanımlanmış ayrım grubu gösterir. Örn: Yay, Yengeç vs. 

Bu makalenin sonunda anılan kitaplarda kendi MBTI kişilik tipinizi bulacağınız testler yer alıyor. MBTI testleri içinde doğru veya yanlış cevap yoktur. Test sizin içsel eğilimlerinizin A mı yoksa B şıkkındaki ki mi özelliklere eğilim gösterdiğini anlama için hazırlanmıştır. Eğilimlerinizi araştıran sorulardan oluşur. Örn: Mantıklı biri misiniz, yoksa mistik biri mi? Adaletli olmak mı, yoksa bağışlayıcı olmak mı iyidir? Gibi.. Belki bu 80 sorudan bazıları için her iki eğilime de çekilebilir, ortada kalabilirsiniz, bu durumda en az %51 ne tarafa çekildiğinizi saptayınca sonuca ulaşırsınız. 

Sizlere referans verilen bu kitaplara bakıp MBTI tipinizi belirleyeceğiniz testi yapmanızı öneririm. 

MBTI kategorileri üzerinde çalışmaya başlayınca, bu 16 harfle oluşan tiplerin, astrolojik haritadaki binlerce potansiyel tanımlamayla bağlantısının nasıl kurulabileceği hakkında kafa yormaya başladım. İlk bakışta bir 16 farklı tipin Ayı Koçta olanlar, diğer 16 farklı tipin Merkür`ü Boğada olanlar, diğerini Güneşi Başakta olanlar şeklinde gruplamak mümkündü. Ancak MBTI harf karakterleriyle astrolojik göstergeler arasında birebir bağlantı olduğunu veya olabileceğini düşünmüyorum. Her ikisini de  konuya, kişilik tipinize farklı yöntemlerle bakmak diye düşünebiliriz. Her ikisi de geçerlidir, ikisi de size bir fikir verir. Bana göre MBTI tanımlamaları pek çok astrolojik tanımlamadan daha detaylı ve derinlemesine yapılmıştır. Bunu derken, astrologların MBTI ile ortaya konan karakter farklılıklarına karşılık tanımlar geliştirmek için daha çok çalışmaları gerektiğini de söylemiş oluyorum. 

KARAKTER VE MİZAÇ (KARAKTER VE HUYLAR) 

MBTI literatüründe ve yorumlarında ortaya konan en önemli değişiklik mizaç (huy) ve karakter arasındaki farkı ortaya koymasıdır. Karakter ve huylar kişiliğin ayrılmaz parçalarıdır. Mizaç- Huylar, astroloji için kullandığı somut araçlar(hardware) olarak ele alabiliriz. Bunlar gezegenler, burçlar, evlerdir. Karakteri de astrolojik bir yazılım gibi (eldeki araçları kullanma şekli gibi) düşünebiliriz. Bunlar da açılar ve diğerleridir. Kişinin tavırlarını belirleyen arkadaki temel güdü huylarıdır, mizacıdır. Yani mizaç kişiliğimizin arka planda çalışan günlük davranışlarımızı, düşüncelerimizi ve hayatımızın gidişatını belirleyen bir parçasıdır. Karakter daha ziyade alışkanlıklarımızın konfigürasyonundan ortaya çıkar. 

Karakter, mizacımızla yoğurduğumuz hayat tecrübemizle gelişir, veya gezegenlerle, burçlarla, evlerle ortaya çıkar. Kişiliğin bu iki farklı yönü bir yandan bizim doğumla gelen yazgımıza göre gelişirken, (örn- astrolojik harita) öte yandan bu yazgıyı hayattaki tecrübelerimizde kullanma şeklimize göre değişir (örn- gezegenlerin  bulundukları burç ve eve göre gelişen hayat tecrübemiz )  Bu şekilde yaşadığımız  “ana ilişkin” ortaya koyduğumuz kişiliğimizi sergileriz.  Zamanla ilgili bu karmaşık konuyu şu anda burada ele almayı düşünmüyorum. 

DÖRT TEMEL MBTI TİPİ 
 
SP – Sağduyulular Kavrayanlar, algılarıyla çalışanlar (Zanaatkarlar, Ateşe denk)
NT – Duyumsayanlar Düşüncelerle (Rasyonalistler toprağa denk)
NF – Duyumsayanlar Duygularıyla (İdealistler – havaya denk)
SJ – Sağduyulular Yargılayanlar (koruyucular – suya denk)


Zanaatkarlar provokatif, gayrete getiren, iyimser, kuşkucu, bulunulan yere ve zamana odaklıdır. Rasyonalistler mantıklı, pratik, sağduyulu ve analitiktir. İdealistler idealler, sosyal düzen ve kendi görüşleriyle ilgilidir. Koruyucular yardımsever, oturmuş, gelenekseldir. 

Bu 8 MBTI harflerini anlatan kelimeleri anlayabilmek için, onların kombinasyonlarından oluşan sözlüğe bakalım. Yanlarında görünen yüzdeler bu ayrımdaki tiplerin genel nüfus içindeki oranını gösterir. ‘Dörtlü’ ayrımda geçmeyen bir diğer harf çifti: E Dışadönük, I İçedönük,  de burada ayrıca listelenmişidir. 
 
Dışa Dönükler (E)  % 79 İçe Dönükler (I ) % 20 
Konuşkan Sessiz
Katılımcı Temkinli, Köşeye çekilen
Sosyal Olaylara ve kişilere derinlemesine bakan
Dışa odaklı Bire bir yakınlık kuran
Bir çok yüzeysel ilişkisi olan Az ama derin ilişkiler
Girişken, Açıksözlü Koruyucu, dışa kapalı
Etrafa sosyal enerji saçan Kendine dönük
Dışarı etkinlikleriyle ilgili Enerjisini kendine saklayan
Harekete geçmek için etrafında adam arayan Kendi başına harekete geçebilen
   
Sağduyulular  (S ) % 75  Sezgilerini kullananlar (N) % 20
Keskin gözlemci Yaratıcı
Çevreyi anında kavrayan, sabitleyen Olasılıklar dahilinde düşünebilen
Bugüne ve şimdiye odaklı Gelecekteki olasılıkları değerlendirebilen
Uyanık ve meraklı İç gözlemi kuvvetli, kendini tahlil edebilen
Hayatı, dünyayı yaşamak isteyen İçine doğanlara göre hareket eden
Geçmişe bağlı Gelecekteki olasılıkları kurabilen
Ayakları yere basan, sağlamcı Hayal gücü kuvvetli, kafası karışık
Pratik Fantastik
Gerçekçi Kurguya açık
Ortak normlara uygun Yaratıcı
Güncel, kullanılana yakın Soyutlamaya yakın
Geçmişten ders alan Gelecekten ilham alan
İkna eden İlham veren
Kullanıma yönelik Sürekli beklenti içinde, huzursuz
   
Düşünenler (T) %50 Hissedenler (F) %50
Bildiğinden şaşmayan Samimi
Objektif, doğrucu Kendi yargılarıyla davranan
Kişisel yargılarıyla hareket etmeyen Yardımlaşmacı,yakınlık kuran
Prensiplere ve kurallara odaklı Değerlere ve bağlılığa odaklı
İdare, yönetmelik, kurallar Kapsam, Sonuç Hesaplaşma
Standartlar, arketipler, kalıplar Hafifletici nedenler
Eleştiri, yorum , analiz Takdir, değer verme, dengeleme
Eleştirel yargıda bulunma Acıyıp anlayış gösterme
Eşit paylaştıran Kendini adayan, geçimli
Ölçen, hesaplayan Etkiye göre tepki veren, duyarlılık
Kişisel yargıdan uzak seçim Kendine yakınlığına göre seçim
Tarafsız ve mantıklı Kendi yargılarından emin
Siyah beyaz , test ederek düşünen Soruların arkasındaki itkileri gören
   
Yargılayan (J) %50 Algılayan (P) %50
Programlı, kurallar koyan Rutine karşı, alternatif arayan
Sistematik, düzenli, yöntemli Anı değerlendiren
Temkinli, Tedbirle hareket eden Deneye açık, keşifçi
Konuları karara bağlayan Fikirlerle dolu, yeni fikirlerle hareket eden
Sabit, esnek olmayan Esnek, rahatına düşkün
İyi organize, planlı Daha fazla veri toplayan, alternatif arayan
Parçaları birbirinden ayrı tutan Parçaları karıştıran, katan, harmanlayan,
Geleceği dikkatle planlayan Olana uyum sağlayan
Başkalarının hayatını yöneten Hayatın akışına açık
Planlayan, emreden Açık fikirli
Kestirip atan, köprüleri yakan Telaş etmeyen
Onaylanmayı isteyen Kadere, alınyazısına inanan
Sürelere uyan Süreleri takmayan
Hemen bitiren Bekleyip gören
Sonucu görmek isteyen Opsiyonları açık tutan


Bu listeleri toparlarken beni en çok insanların başkalarını kendi tipine benzetmek için harcadığı sonsuz enerji çarptı. Yani, eğer kendi kişiliğinizin örgüsünde temelde  ‘J’ iseniz kurallara uyan, kural koyan, konuları karara bağlayan oluyordunuz. Ama eğer bir P ile ilişkiniz varsa veya evliyseniz, ‘J ‘nin kuralcı ve planlı tavrı , P’ nin olayları akışa bırakan, rutinden bağımsız davranan tavrıyla çatışıyordu. Böylesi tartışmalar ortaya çıkıyordu. Plansızsın, bir işe başlayınca her şeyin kendiliğinden hallolacağını sanıyorsun.”  “Bana kendim olma fırsatını tanımıyorsun. Ben olayları olduğu gibi alıyorum, sense her şeyi başından planlamaya çalışıyorsun” gibi. Eminim buna benzer olaylar hepinizin hayatında yaşanıyordur. Ben kesinlikle yaşıyorum. 

Burada David Kiersey ve Marilyn Bates “ Lütfen Beni Anla “ kitabı sayfa 1’den alıntı yapmak isterim. Bu alıntı, insan olarak, hepimizin biricik olduğunun altını çiziyor. 

“Eğer senin istediğini istemiyorsam, lütfen benim istediğinin yanlış olduğunu söyleme, veya senden farklı bir şeye inanıyorsam, fikrimi düzeltmeden önce biraz düşün. Veya aynı koşullarda senden az veya çok tepki veriyorsam, benim neden daha az veya çok hissettiğimi  sorgulama, veya senin düşüncenden farklı davranıyor veya davranmıyorsam, kendim gibi olmamam izin ver. Senden , en azından şimdi, beni anlamanı istemiyorum. Beni kendine benzetmeye çalışmaktan vazgeçtiğin an bu kendiliğinden gelir. “ 

Dahası kitabın sonuç bölümünde yazar şunları yazmış. 

Evet, herkes farklıdır ve herkes kendi sitilinde doğrudur. Bununla yüzleşmeliyiz. Pek çoğumuz birbirimize yabancıyız. Benim kendi tutkularım var, sizin kendi. Siz kendinizin,kini tutun, ben kediminkini. Çünkü her birimizin istediği doğrudur. Dahası, eğer sizin yetenekleriniz varsa benim de var. Sizinkileri olduğu gibi sayıyorum ve sizden de aynısını bekliyorum. 

İşte yabancı, senin beni gerçekten anlayabilmenin yolu yok, ama beni kendine benzetmekten vazgeçersen, en azından beni takdir edebilirsin. Ben buna varım. Ya sen ?“ 

ONALTI MBTI TİPİ 

Kendi tanımları burada verdiğim özetlerin çok ötesinde olduğu için, size bu makalenin sonunda bahsettiğim kitaplardan bu tipleri detaylarıyla okumanızı öneririm. Burada her tipi kısaca açıklayacağım , bir yandan da MBTI tanımlamalarının astrolojik temelli yorumlarla zenginleştirmeye çalışacağım. 

Bir astrolojik haritayla MBTI kategorileri arasında birebir ilişki olduğunu sakın düşünmeyin. Yaptığım bütün çalışmalara rağmen böyle bir ilişki kesinlikle yok. Aradaki ilişki çok daha ince ve karmaşık. 

ZANAATKARLAR DÖRTLÜSÜ  (Ateş Elementi) 

ESTP – KURUCULAR (toplumun yaklaşık %10’u) 

Çalışmalarını ortaya koymakta yetenekli, başkalarını istedikleri yere çekebilen, insanları ellerinde bir araç gibi gören, iletişime odaklı, sanat ve el sanatlarını öğrenmeye hevesli, kendi tepkilerinden emin, girişimci, zeki ve hazırcevap, neşeli, rahat hayata ve kaliteli şeylere düşkün, herkesi yönlendiren, insanlarla iç içe, kişileri yüzünden ve vücut dilinden anlayan, insanların tepkilerine dikkat eden, harekete geçen, olayların gerçekleşmesini sağlayan, uzlaştırıcı, diplomat,. Müteşebbis, çekici, şovmen edasıyla arkadaşlık yapan, insanların eğilimlerini kolaylıkla gören, harika bir satıcı. 

Böyle birinin haritasında ateş ve hava değerleri çok güçlü oluyor. Ayı Aslanda 1. evde olan tanıdığım; Güneşi Oğlakta, 7. evde olsa bile bu özellikleri taşıyordu. Yine 5. evde Oğlakta Güneşi, 8. evde Balıkta Ayı olan, Aslan yükselen bir kadın da aynı özellikleri taşıyordu. 

ISTP -  USTALAR (toplumun yaklaşık %9’u) 

Hayatı eylem sanatı olarak gören, her eylemin kendi sonucunu doğurduğuna, kendini yönlendirip yönettiğine, kendi içinde kuralları olduğuna inanan;  Alet kullanmakta son derece maharetli. Küçük araçlar, aygıtlar, makineler, elektrikli aletlerleri kullanma ustası. Yaradılıştan tekniğe haiz. El sanatlarına içten gelen yeteneği olan. Aletleri  de kelimeleri de kullanmaya yatkın. Son derece pratik, alaycı, iyimser , şimdiki yere ve zamana odaklı, sonuçları ortaya koyan, bonkörlüğü zorlayan, ustalığın peşinde, yalnızlıktan hoşlanan, başına buyruk, başkalarının istekleri veya kurallarıyla kendini sınırlamayan, tepki vermekten yorulmayan, zevk duyan, hayat oyunundan korkmayan, sakin ama sivri dilli ,  az ve öz, kesin konuşan, 

Yine böyle bir haritada da ateş göstergeleri çok güçlüdür. Ayı Aslanda ve 4. evde böyle bir kadın tanımıştım. Güneşinin 5. evde, Terazide Satürn’le birleşmesiyle dengeyi bulabiliyordu. 

ESFP – OYUNCULAR (toplumun yaklaşık %14’ü) 

Yumuşak, nüktedan, çekici bir yumuşaklığı olan, iyimser, yalnız kalmaktan çekinen, başkalarının arkadaşlığını arayan, başarılı bir konuşmacı, doğuştan oyuncu , eğlence düşkünü, hayata karşı konulmaz bir neşeyle bağlı, sol şeritte yaşamayı tercih eden, başkalarının isteklerine kolaylıkla teslim olan, kuruntulardan kaçınıp rahatsızlığını açıkça belli eden, neden hoşlanıyorsa yapmayı seven, heyecanını dışarı yansıtan, tutkulu, sahne sanatlarına eğilimli, halkla ilişkilerde başaralı, çocuk gibi, yalnız çalışacağı teknik işlerden ziyade insanlarla eylem içinden olmayı seven, eğlenceli şeylere para harcamaktan çekinmeyen, neşeli ,ağırlayıcı, üzüntüye gelemeyen, sürü halinde yaşayan, sosyal ve uyumlu, felsefi derinliği olmayan, bilimden kaçan, iş hayatına düşkün. 

Bu tipe uygun tanıdığım birinin Akrepte 4 gezeğeni vardı ve yükseleni Akrepti. Ayı Oğlakta, Güneşi 12. evde ve Terazideydi. Bir kadının da Güneşi Balıkta, Yay yükselen Ayı, Yengeçteydi. Bu kadın da yine bu kombinasyonunun özelliklerini gösteriyordu. 

ISFP – DÜZENLEYİCİLER (toplumun yaklaşık %5`i) 

Güzel sanatlara düşkün, kendilerini  bir sanat formu gibi ifade eden, genelde ağzı sıkı, plan ve program yapmayan, sanatlarını yoğun olarak yaşayan, günlük tepki veren, kendini sanatıyla yansıtan, sağduyu dünyasını her yönüyle sentezlemek isteyen, neyin uygun olup neyin olmadığı hakkında şaşmaz bir kavrayışı olan, sezgisel varyasyonlara açık, koku, aroma, tat -, şekil, koku, ton, renk nüanslarıyla çalışmaya olağanüstü yetenekli, kendini kelimelerle değil, eylemle ifade eden, sanatsal kompozisyon içinde yer alan, acıya duyarlı, yufka yürekli, çocuklar ve hayvanlarla çok iyi anlaşan, doğa aşığı, park , bahçe, orman düşkünü, güvenlik arayan. 

Böyle bir heykeltıraş tanımıştım. Güneşi Yengeçte, 8. evdeydi. Yükseleni Kovaydı. Ve Ayı Akrepteydi. 

VASİLER DÖRTLÜSÜ (Su Elementi) 

ESTJ – AMİRLER (toplumun yaklaşık %13’ü) 

Sorumlu insanlar, toplumun temel direkleri, düzenle ilgili prensipleri yaratmaya, kuralların ve yöntemlerin detaylarını oluşturma konusunda acayip başarılı, işlerin düzgün yapıldığını görmek isteyen, kural ve prosedürleri dayatan, diğerlerinin rızasını alma konusunda ciddi, akışı sağlamak uğruna yönerge veya talimatlardan vazgeçmeyen, standart prosedüre uygun davranışın önemli olduğuna inanan, kuralların katılığından, kaşı yavaşlatmasından, saçmalığından yılmayan, sosyal ve uygar, sözüyle lider olan, kişileri yönlendirebilen, kuralları yazıya dökebilen, işbirliği ve bağlılık bekleyen, vefalı eş ve aile sahibi olan, şehirli klüpleri ve toplulukları destekleyen. 

Terazide gezegen birikimi olan bu tip bir hanım vardı. Yükseleni Oğlak, ayı Kovadaydı. Haritasındaki burçlarda güçlü bir su göstergesi yoktu. 1. evdeki ayı kişilik görünümündeki Hava niteliğini karşılayıp, havayı baskın kılıyordu. Hava kalitesini sanatında, müziğinde kullanıyordu ama kişilik özelliği olarak hala ESTJ idi. 

ISTJ- MÜFETTİŞLER – Sorgucular (toplumun yaklaşık %6’sı) 

Pratik konulardaki keskinlikleriyle kendilerini gösteren, kendilerini geleneksel kurumların koruyucusu olarak gören, saygıdeğer ve özenli, her şeyin düzgün ve doğru olmasını tastik etmek isteyen, perde arkasında çalışıp ön plana çıkmayan, bulguları konusunda başkalarına nadiren güvenen, kendini adayan, bağlılık gösteren kişiler. Görevşinaz, kötümser, katı bir portre çizen. Otoriteye inanan, giyim kuşam konuşmada muhafazakar. Aidiyet duygusuyla yanıp tutuşan, güvenlik ihtiyacında olan, söz dinleyen, temiz, klasik, antika düşkünü, aileden kalan eşyalara bağlı, eski modayı yeni akımlara tercih eden, çılgınlık istemeyen tipler.  Toplum hizmeti veren organizasyonlarda çalışan, kimseyle yüzleşmeyi sevmeyen, sözü senet, sessiz ve ciddi. Yürekten milliyetçi. 

Bu tipe uygun bir tanıdığımın Güneşi Yayda 9. evde Jüpiter ile birleşiyordu. Ayı Boğada, 2. evde, yükseleni Balıktı. Yine böyle bir kombinasyona uygun Güneşi başakta, yükseleni Balık, Ayı İkizlerde, Marsı 1. evde geri giden ve Satürn’le birleşen bir erkek mühendis vardı. 

ESFJ - DESTEKÇİLER (toplumun yaklaşık %13’ü) 

Bütün tiplerin en sosyalidir. Beğendikleri kişileri idealize etmek eğiliminde. Derneklere destek veren, toplumsal uyum ve işbirliğini gözeten, kişilerin ihtiyacı olan sağlık ve zenginliği sağlamaya çalışan, sosyal katılımcı, destekçi. Törenlerin başını çeken, olağanüstü başarılı ev sahibi, olayların ve insanların ,  problemlerinin farkında olan ve bunu tartışmayı seven, sosyal geleneklere önem veren, hemen seven veya hemen soğuyan, duygusal tepkilerini bastırmak isteyen, görünüşü kurtarmayı bilen, başkalarının fikirlerini saygılı, kişisel eleştiri karşısında yıkılan, başkalarına yardım etmede ifrata kaçan, hizmet kuruluşlarında yer almaya eğilimli, kayıtsızlıktan hemen yaralanan, sürekli desteklenmek isteyen. 

Bu tip bir kadının Güneşi ve ayı Balıkta, yükseleni Başaktı. Yine bu tipte tanıdığım bir adamın da yükseleni ve Güneşi Balıktı. Bir emeklilik şirketinde odacı olarak çalışıyordu. 

ISFJ – KORUYUCULAR  (toplumun yaklaşık %6’sı) 

Temel istemleri hizmet etmek olan, bireysel ihtiyaçlara aracı olmak isteyen, başkalarının güvende olmasını gözeten, ezilmiş insanlara bakmaktan mutlu olan, özürlülerin ve diğerlerinin ihtiyaçlarıyla başa çıkabilen, yabancılardan çekinen, amaçlarına önem veren ve içten bağlı olan, kıymeti bilinmeyen görevlerde uzun saatler çalışabilen, abartılı biçimde eksiksiz ve tutumlu olmak isteyen, kaynakların yanlış veya savurgan kullanılmasına dayanamayan, genellikle yanlış anlaşılan ve olduklarından aşağı değer verilen, doğumla veya  isimle gelen statüye yürekten bağlı olan, sonuna kadar güvenilir, satatüskocu, koşulları değiştirmekten nefret eden. 

Böyle tanıdığın bir kadının ikizlerde 5 gezegeni vardı. Başucu etrafında veya 10. eve  yerleşmiş 5 tane gezegeni vardı. Yükseleni Başaktı ve ayla birleşiyordu. Yine başka bir kadının da güneşi Yengeçteydi ve oğlak yükseliyordu. 

İDEALİSTLER DÖRTLÜSÜ  (Hava Elementi) 

ENFJ – ÖĞRETMENLER  (toplumun yaklaşık %3’ü) 

Görev ve geliştirme guruplarının göz dolduran, vazgeçilemez liderleri, grubun öğrenme ihtiyacını karşılayan. Her öğrencinin potansiyelini bilen, kolaylıkla ortaya çıkaran, onların öğrencilerin potansiyelini harekete geçiren, içlerindeki heyecanı, tutkuları anlayan, anında sosyal bağlantılar oluşturabilen 

Çok az hazırlıkla birçok veriyi işlemenin kolaylıkla üstünden gelen, kendini takip edenlere veya öğrencilerine ilham veren, onları geliştiren, insanların şefkat ve ilgiyle saran, başkalarının sevgisine önem veren, ikram vermeye doğuştan yeteneği olan, , uyumlu ilişkilere değer veren, kişisel ilişkileri idealize ettiği için bu konuda çok hassas olan, kolaylıkla yaralanan, güzel konuşma yetenekleri olan, doğuştan iletişimci, başkalarını hissedebilen, sosyal kişiler. 

Güneşi ve yükseleni İkizlerde, ayı Koç’ta 10. evde olan bir kadın böyle bir kombinasyonu gösteriyordu. Yine Güneşi Kova’da, 1. evde Oğlak yükselen , ayı 5. evde İkizlerde olan bir erkek de aynı özellikleri gösteriyordu. 

INFJ – DANIŞMANLAR (toplumun yaklaşık %1’i) 

Olasılıklara odaklı, manevi değerlere düşkün , hemen kestirip atan, kişilerin insani potansiyellerini kazanmalarını kendine dert edinen, başkalarının feraha çıkması için olağanüstü katkılarda bulunan, arkadaşlarına kişilik gelişimi konusunda rehberlik yapmaktan hoşlanan, özel hayatlarını sakınan, hisleri çok keskin, anlaşılması zor, olağanüstü zengin iç dünyası olan. Güvenmedikleri kimselere tepkilerini göstermek istemeyen, kişisel bütünlülüklerine önem veren, akıl okuyacak, duru görü olabilecek kadar başkalarını hisseden, başkalarının hislerinin içine işleme gücü olan, normal dışı sezgilere sahip, şiirsel ve mistik, yazın alanında iyi, metafor kullanmakta başarılı, problem çözmeyi seven. 

Böyle tanıdığım bir adamın Güneşi Yayda, Ayı Oğlakta her ikisi de 8.evdeydi. Yükseleni Boğa`ydı. Güneşi Yengeçte, yükseleni Yayda, ayı Oğlakta olana bir başka adam da yine bu tipti. 

ENFP – ŞAMPİYONLAR (toplumun yaklaşık %3’ü) 

Başkalarını harekete geçiren, dürtüler hakkında gizemli bir sezgi gücü olan, hayata can veren heyecanlı, tutkulu , duygusal dürtüler…. , başkalarının hayatını etkilen bütün olayları anlamak anlama isteğiyle dolu, insanlar ve konular hakkındaki doğruları araştırmayı iş edinen, büyük ikna kabiliyetiyle başkalarını harekete geçiren, insanlara sonuna kadar gitmeleri için ilham veren, harekete geçiren, sosyal konular üstünde konuşmak için dayanılmaz arzu duyan, tutkulu duygusal itkilerin hayatın itici güçlü olduğunu düşünen, çok geniş yelpazeli ve engin heyecanları olan, yeniliklere dayanılmaz arzu duyan, şiddetle bağımsız olmak isteyen, herhangi bir bağımlılığı reddeden, kendine has bir güven duygusuyla mücadele eden, şüphe çeken sosyal itkileri anında anlayan ve ortaya  çıkaran, insanın içen kadar işleyen gözlem yeteneği olan 

Bu tip bir kadının Güneşi Terazide, yükseleni Aslan ve ayı Akrepteydi. Güneşi Balık, yükseleni Oğlak ve ayı Başak başka bir kadın da 3. çocuğunu da büyüttükten sonra Tıp Fakültesine gitmiş, 8 yıl okuyup doktor olmuştu. 

INFP – ŞİFACILAR (toplumun yaklaşık %1’i) 

Başka tiplerde görülmeyen güçlü bir şefkat , bakıcı olma kapasiteleri olan, kaybedilmiş bütünlüğü tamir etmek isteyen, birlik ve varlık için uğraşan, birkaç kişi veya neden için tutkulu ve canı gönülden savaşan. Kendileri ve sevdikleri için dünyaya barış ve bütünlük getirmeye çalışan, bağımsız ve alçakgönüllü, inandıkları şeyler için olağandışı fedakarlıklarda bulunmak isteyen, genelde çok farklı geçmiş çocukluğu olan, anne babalarıyla problem yaşama ihtimali olan, kendilerine güvenmekte zorlanan, saflık ve sadelik için uğraşan ama günah içinde yüzebilen, kurban rolü oynayan, Sembolleri okuma konusunda Allah vergisi yeteneği olan, düşünceleri hakkında başka , yeni yaklaşımlara açık. 

ikinci bir seçenek olduğunu düşünmekte zorlanan yeni yaklaşımlara açık. 

Bu tip bir adamın Güneşi Kova’da, ve 7. evdeydi, Ayı ise Boğada 12. evde. Yükselen Yengeçti. Masajla tedavi yapan bir başka adamın da ayı Yayda, Güneşi Aslanda, yükseleni Yengeçti. 

AKILCILAR DÖRTLÜSÜ (Toprak Elementi) 

ENTJ -  MAREŞAL Marshall (toplumun yaklaşık %4’ü) 

Temel güdüsü yöneticilik olan, grupların sorumluluğunu üstüne alan, biçim vermek ve yöntem getirmek içinde dayanılmaz dürtüleri olan, alandaki güçleri ana hedefleri ele geçirmek için düzene sokan net olarak ortaya koyduğu hedeflere ulaşmak için personeli ve malzemeyi hemen koordine eden, olduklarından daha büyük etki yaratan, grupların yönetimini almak için yanıp tutuşan, çevrelerine düzen ve etkinlik getiren, doğal lider, minimum kayıp ve kuvvetle hedeflerine ulaşan,, gereksiz operasyonlardan kaçınan, operasyonu basamak basamak koordine eden, öngörülü, sistematik, ne istediklerini bilen ve iyi ifade isteklerini başkalarına yansıtan, açık sözlü ve net, sabit fikirli, kararlı ve istediklerine odaklı. 

Benim görüşüme göre II. Dünya savaşındaki General Patton ve General Marshall bu tipe uyuyorlar.  Tanıdığım Güneşi Kovada, yükseleni Akrep bir adam da bu tipe uyuyor. 

INTJ – TEPE YÖNETİCİLER (toplumun %1’den azı) 

Kendine çok güvenen ve kendinin farkında. Kuvvetle değil posizyonu veya rütbesiyle otorite sahibi, her türlü alternatife hazır, lider kapasiteli ama yönetmek için yanıp tutuşmayan, tepeden tırnağa pragmatist ( birebir işleyen düz mantıklı) stratejilerini çalışmak ve oluşturmak için olayları bir satranç oyunu gibi düşünen, başkalarının şovlarından etkilenmeyen, pratik çözümlere yönelik, yararlı olmayan fikirleri kullanmayan, kesin kararlı, kolay karar veren, uzun dönemli sonuçlar üstüne çalışan, karşısına çıkan zorluklarla beslenen, harekete geçen., geçmişteki hatalara takılıp kalmayan, onları dert etmek yerine geleceği bakan, tamamen kendi içine odaklı, tutumlu, okul hayatında başarılı, tutku ve heyecanlarına kapılmayan, dışarıdaki dünyayı içselleştirirken, tutku ve heyecanlarına kapılmadan yorumlayan, sakin, net, objektif. 

Bu türde tanıdığım bir adamın Güneşi Yayda, yükseleni Yengeç ve Ayı da Akrepteydi. 

ENTP -  KAŞİFLER (toplumun yaklaşık % 2’si) 

Aletlere inanılmaz derecede hakim, yaratıcı, aletlere, insanlara, mekanik sistemler, sosyal yapılara inanılmaz yaratıcılıkla hakim, her konuya merak duyan, karşı konulmaz derecede meraklı, sürekli olasılıkları hesaba katan, olayları sürekli aynı yöntemle ele almak istemeyen, kendine has yaklaşımlarından emin, geleneksel s ve standart olanlı kolaylıkla dışlayabilen, fonksiyonel analiz yapmada usta, amaçlar ve sonuçları çok rahat bir araya getiren, neyin işe yaradığını hemen gören, elde olanla harekete geçebilen, günlük rutine kendini kaptırmayan, kendi yaratıcılıklarını ortaya koyacakları projeleri çok iyi yöneten, karmaşık fikirleri rahatlıkla anlatıp, kişiler arasında aktarabilen, en üstte tek adam pozisyonunda olmak isteyen, başkalarını küçümseyen. 

Böyle tanıdığım birinin Güneşi Yengeçte, yükseleni Balığın son derecelerinde , Ayı Koçta 1. evde Satürn’le birleşiyordu.  Yine böyle bir tanıdığım çifte Balıktı. ( yükselen ve güneş) Bu tip insanları tanımlayan haritadaki Merkür’ün yerleşimi olabilir. 

INTP – MİMARLAR (toplumun %1’inden azı) 

Düşünceye ve dile büyük önem veren, farklılıkları ve uymazlıkları çok iyi gören, sistem tasarımları konusunda doğuştan yetenekli, organizasyonları, programları tasarlamaya, standartları belirtmeye, teorik sistemleri korumaya yatkın ve istekli, ham malzemeden namı değer organizasyonlar kuran, dünyayı analiz edilmesi , anlaşılması, açıklanması gereken bir yer olarak gören, bilgiyi bir araya getirmeye bayılan, çok zeki, güçlü konsantrasyonu olan, analiz etmeyi takıntı haline getirmiş, çok ince düşünen ve kolay dile getiren, çelişkileri hemen yakalayan, saçmalıklardan hevesi kırılan, rutin detaylar karşısında sabırsız, sessiz ve kendi başına çalışan, anlaşılması zor, asosyal, h sakin , ciddi, mantıklı. 

Bu benim tipim. Güneşim Oğlakta, yükselenim Akrep. Beni bu tipe uyduran daha çok 2. evde Yay’da olan düzgüne dönmüş sabit Merkür’ümle, Satürn ve MC ile arasındaki büyük ateş üçgeni. 

SONUÇ 

Bu konuda herhangi bir karara varamayız. Bu makale günlük hayatın bir dilimidir. Size tavsiyem ekte belirtilen kitapları alın ve içindeki testlerden MBTI tipinizi belirleyin. Arkadaşlarınıza da aynı testleri yapın. MBTI tiplerinde gördüklerinizi astrolojik haritalarıyla karşılaştırın. Bu kitaplardaki MBTI ayrımlarındaki tanımlamaları okuyun. Bu çok öğretici bir çalışma olabilir. 

Kendi çalışmalarımın bu aşamasında MBTI ve astrolojik tip göstergeleri arasında birebir bağlantı olduğunu gördüğümü söyleyemem. İnsanların astrolojik haritalarındaki potansiyellerini ve enerjilerini kullanma şekillerinin farklı nedenleri vardır. Kimi kişi Ayının yerleşiminden etkilenirken, diğeri Merkür`ünün yerleşiminden, öbürü Jüpiter’in yerleşiminden etkilenir. Bir diğeri sabitteki büyük karesine çekilir. MBTI ve astroloji paradigmalarını birlikte anlamayı çalışmak, kişilik dediğimiz, o tanımlaması güç nitelik hakkında bir fikir sahibi olmamıza yarar. 

MBTI hakkında daha detaylı bilgi ve çalışma için aşağıdaki iki kitabı inceleyin. Bu konuda yazılmış başka kaynaklar da vardır. Yerel kütüphanenize bir göz gezdirin. 

Please Understand Me, Character & Temperament Types, David Kiersey and Marilyn Bates, 1978, 210 sayfa, saman baskı ; Promethius Nemesis Publishers, P.O box 2748, Del Mar, CA 92014; ISBN: 0-960954-0-0 

Please Understand Me II ; David Kiersey, 1998, 352 sayfa, saman baskı, Promethius Nemesis Publishers, P.O Box 2748, Del Mar, CA 92014 ; ISBN : 1-885705-02-6. 

22 Şubat, 2000
 

İlişkiler

İlişkiler

Çeviren Banu Kuru, Esq

Kosmos’un 10. sayısından (#3) tekrar basımdır. 1980 SWAC Konferansındaki çok uzun iki dersten bir bölümdür.

İnsanların, ilişkilerde aradıkları nelerdir; aradıkları, onları birlikte tutan görülmez bir yapışkan mıdır?

İlk önce, onların birlikte nasıl bir bağlantı içinde olabileceklerini görmek için doğum anındaki (natal) haritalarına bakmalısınız!  Kişisel gezegenlerine, 1. ve 7. eve, seksüel evlere ve haritanın tümüne bakın.

İlk önce haritanızda Güneş ve Ayın nasıl bir açı yaptığına bakınız. Uyum içinde açı yapıyorlar ise, bu muhteşem bir şeydir. Bu durum, bütün insanlarla ilişkilerine ilişkindir. Onların anne ve babaları da, kendilerine hamile kalındığında birbirlerine aşıktılar. İçsel ve dışsal yapıları birbiriyle uyum içindedir. Sizin egonuzu harekete geçiren şeyler ile duygusal yapınız çok rahattır. Mars ve Venüs uyumlu bir ilişki içinde olduğunda, arzularınız ve istekleriniz de uyum içindedir ve bu insanlarla ilişki kurarken muhteşemdir.  Hepimiz böyle bir duruma, zamanla ilerletimler (progresyonlar) sayesinde sahip olabiliriz. Ben, aynı zamanda içsel gezegenlerin Uranüs, Neptün ve Plüton ile (Satürn’de dahil olmak üzere) nasıl bir ilişki içinde olduklarına bakarım, çünkü bu gezegenler derinden ve içten bir şekilde çalışırlar.  Plüton ile bir çok içsel gezegeni açı yapan bir kimse bir sürü rekabete dayalı ilişkiye girecektir. Plüton oyun oynar. Akrep burcu ile oyun oynamayınız. Kaybedersiniz. Muhtemel güç savaşları olacaktır.  Siz, kontrol eden veyahut kontrol edilen olacaksınız.  Bu durumda, kesinlikle Plüton 7. evdedir. Gücünüzü verebilir ve daha sonra geri alırsınız ve ilişkiyi bozarsınız; kıskançlık ve rekabeti de bozarsınız. Açılardan bahsettiğimde, aslında hem kolay hem de zor açıları kastediyorum.  Ay ile üçgen açı yapan  Plüton duygusal açıdan manipulatif olabilecektir, ancak tabii ki, kare de olduğu kadar kötü olmayacaktır.

 

Uranüs, heyecan ve dramatik değişiklik, ek olarak, özgürlüğü, bağımsızlığı ve bireyselliği simgeleyen gezegendir. Dolayısıyla, Uranüs ile açı yapan  birçok içsel gezegeniniz olduğu taktirde, herhangi bir kişinin size yön vermesi, yapılandırması için hayatınızda hiç (bir zaman) izin verecek misiniz? Onlar, romantizm ve heyecandan hoşlanırlar ve ilişki siz anlardan bir şey isteyene kadar iyi gidecektir.  Bu herhangi bir şey olabilir. Bütün vericiliği siz yaptığınız ve sizin ile ilgilenmesini istemediğiniz sürece her şey iyi olacaktır.  Siz onları özgür bırakmalısınız. Eğer, siz bir erkekseniz, Güneş’i, Mars’ı ve Uranüs’ü T kare yapan bir bayan gördüğünüzde  içkinizi alıp ve barın diğer ucuna gidebilirsiniz. Eğer, bir erkeğin Güneş’i, Venüs’ü ve Uranüs’ü T kare yapıyorsa, bayanlar bu sefer aynı şeyi yapmalıdır.

 

 

Neptün, illüzyon, karışıklık, yanılgı, fantezi ve parıltılardır. Bu insan her zaman ideal olanı arar. Eğer siz güçlü bir Neptünyen kişiliğe sahipseniz veyahut Neptün transiti yaşıyorsanız sizin aşık olduğunuz İsa bilinci olandır. Demek ki, Neptün  içsel gezegenler ile açı yaptığında, ışıltıyı ve fanteziyi, mükemmeli ve ideal olanı arar.

 

Satürn farklıdır. Venüs ile üçgen açı yapsa dahi sevginin doğasını soğutur. Daha fazla korku, ikilem ve çekingenlik vardır. Dışsal gezegenler kadar Satürn süblim değildir.

 

Diğer önemli olan bir şeyde, o insanın ne kadar benim yaşamıma katkısı olduğu ve aynı şekilde benim de onun yaşamına ne kadar katkıda bulunduğumdur. Örneğin, eğer haritanızda negatif bir açıya sahipseniz, birisi sizin hayatınıza girebilir ve onu zorla uygulamaya geçirtir ve sizde ortaya çıkmasına nende olur; veyahut açılar üçgen yahut sekstil ise negatif yönleri yumuşatabilir.

 

Benim Mars ve Satürn karem var. Bu durum iş ve başarı için mükemmeldir. Benim hayatıma girip de  bu kareyi T kareye dönüştürenler   en kötüyü ortaya çıkarmaktadırlar. Çünkü kare açılar çok karizmatik ve manyetikdir, sizler onları çekmektesinizdir. Bunun gibi bir kareye sahipseniz, bu açıyı T kare yapacak kişileri davet etmeyiniz.

 

Evlerdeki gezegenler aracılığı ile diğer insanları psikolojik olarak etkilemektesiniz. Yükselen burç (ASC) aracılığı ile yapılan temaslar, her zaman iletişimin en dinamik noktalarıdır.  Benim Yükselen burcum Oğlak ve Güneşi Oğlak burcunda olan kimselere kapılmaktayım.  Oğlak yönümü daha çok ortaya koyabilmekteyim. Dolayısıyla bir oğlak yükselen, güneş oğlak burcunda gibi olmak istemekte ve oğlak burcu olan da benim aşikar bir şekilde ortaya koyduklarıma çekilmektedir. Bu çift yönlü bir çekimdir. Birinci ev etkileşimleri, çok güçlü ve dinamiktir. 12. ev gezegenleri ile irtibata geçmek çok zordur. Eğer gezegenleriniz 12. evde bulunuyorsa,  sizin kişiliğinizle açık olarak ilişkilendirilemeyecektir.  Eğer bazı alanlarda denge içinde değilsek, bir başkası bize bunu sağlayabilir ve o değeri karakterimizde inşa edebiliriz.

 

Ayın bağlantıları düzensiz bir şekilde değişmektedir.  Eğer haritalarınız arasında kare açıya sahip değilseniz, değerini kaybedecektir... çok sıkıcıdır. Ay, duygusal doğamız, karakterimiz ve iç güdüsel davranış biçimleri ile ilgilidir.  Büyüme ve eviniz ile ilgili bakış açınızı anlatmaktadır. Haritanızda T kareniz var ise ve birisi gelip de onu grand cross yapıyor ise  bu daha iyidir. Güneşiniz bulunduğu evde parlayacak, hafifçe yakıp kavuracak veyahut ışık saçacaktır.

 

Kavuşum içinde olanlar çok ilginçtir. Derinden sizi etkileyen ve hareket eden ve çözümlenmesi gereken konular gibidir. Eğer iki insanın güneşleri kavuşum içinde ise  birbirlerini özlerler. Bir kare çarpar ve farlılığı çözer,  fakat kavuşum olduğu zaman, hiçbir zaman gerçekten o insanın neden ibaret olduğunu bilemezsiniz.

 

Bir haritaya incelemeye başladığımda, ilk önce Güneşe bakarım, çünkü Güneş sizin gerçek yaşam kaynağınızdır. Sizin egonuzudur. Sizin Güneş’inizin diğer kişinin Güneş’i ile nasıl bir ilişki içinde olduğuna ve enerjilerinizin uyum içinde çalışıp çalışmayacağına bakarım. Sinastiride karşıt açılar iyidir.  Her iki  haritada yakın ilişki içinde olanlara bakarım.

 

Venüs’ü Satürn ile açı yapan haritalar insanları birlikte tutar, çünkü Satürn bir yapışkan gibidir. Bir kare, bu birlikteliği çok sıkı tutacaktır.  Satürn bağlantısı olmayan ilişkilere çok ümit vermemekteyim çünkü Satürn karşısındakine senden sorumlu olacağım, sana yemek pişireceğim ve çalışacağım ve buna benzer şeyler söylemektedir.  Satürn’ün diğer haritada Mars ile kavuşum yaptığı haritalar görebilirsiniz. Bu pek iyi değildir fakat fazlasıyla manyetiktir. Eğer bir kadının Satürn’ü bir adamın  Mars’ının üstünde ise ona olan arzusu, umutları ve tutkusu erkeği bir çok kereler psikolojik olarak zayıf, aciz bırakacaktır, çünkü eğer erkek  dış dünyada kadının istediği gibi davranmaz ise  seksüel bir manipülasyon olacaktır. Bir erkeğin Satürn’ü bir kadının Mars’ı ile birleşirse bu taktirde kadını çekingen yapacaktır. Kendini özgür hissetmeyecektir. Onunda problemleri olacaktır. Mars Plüton açıları şiddeti teşvik etmektedir, özellikle kedi haritanızda da varsa. Plüton’un yükselen burçta (ASC) olması veya köşe evlerde olması, sizin kendi gücünüzdür ve hayatınızı dönüştürmek ister. Bu tür insanların farkına varacaksınızdır.  Çok güçlü yanları vardır.  Plüton Merkür ile karşıt ise çok sert bir dile sahip olabilir.  Haritalar arasında iyi Merkür iletişimler görmekten hoşlanırım. Eğer herhangi bir temas yok ise  Ay ile Merkür size konuşmak için kabiliyet verecektir.  Kare var ise, birbirlerini yanlış anlayabilirler, fakat bunun üstesinden gelebilirler. Kinkos açı olduğunda, bir tarafın gönderdiğini diğer taraf anlamamaktadır.  Derinden sizi etkileyen ve hareket eden ve çözümlenmesi gereken konular gibidir .

 

Birinci ev girişi, sizin kim olduğunuz, 7 ev ise bir ilişkide ne aradığınızdır. 2.ev, seksüel ilişkiye sizin ne getirdiğiniz, 8. ev ise ne aradığınızdır. Eğer, sizin 8. eviniz Koç ise atak, seksüel açıdan dinamik bir eş istersiniz. 2. eviniz terazi ise, ilişki için güzel bir ortam hazırlarsınız, mum ışıkları ve müzik. 8. evi Boğa olan birisi, güzel bir vücut, iyi bir fiziki yapı arar. 2. evi akrep olan biri muhtemelen karşısındaki kişiyi seksüel deneyimler vasıtasıyla  değiştirme kabiliyetine sahiptir.  Karşı tarafın farkına vardırıldığı, bir güç ve çekim fazlasıyla vardır.  8. evi ikizler olan birisi, deneyim, komünikasyon ve yeni bilgi arar. Sizin farklı olmanızdan hoşlanır. 8. evi İkizler, Başak veya Merkür’ü 8. evde olan biri, ilk önce iletişim kurmak ister.  Sizin kafanızın içine girmek ister. Yay burcu olanlar, ilişkiye derin bir bilgelik, tecrübe, özgürlük ve dürüstlük getirecektir. 8. evi Yengeç olan birisi, güven ve duygusal açıdan beslenmek ister. 2. evi Oğlak olan  seks tecrübesine  asalet ve kontrol getirecektir. 8. evi aslan olan, dramatik olanı, ve onları bütünüyle dramatik biri haline getirecek  kişiyi ister.  Eli açıklıktan hoşlanacaktır. 2. evini kova kesenler, ilişkiye yeni teknikler, icatlar ve farklılık getirecektir. Başak çok titiz, akıl yönünden çalışkan, teknik olarak kabiliyetli olanı arayacaktır.  2. evi balık olanlar, muhteşem bir dünya ve seksüel deneyi düşüncesi sağlayacaklardır. Kendilerini, deneyimler içinde kaybedeceklerdir. Teşekkürler.

Homoseksüellik: Rastlantısal Saptama

Homoseksüellik: Rastlantısal Saptama

İlk kez ISAR 1994 Konferansı`nda yapılan bir konuşmadan aslına sadık kalınarak alınmıştır. 
 
Bu konuşmanın amacı, homoseksüellik hakkında konuşmak değil, homoseksüellik hakkında neden araştırma yapılmadığını irdelemektir. Diğer kişisel ilgi alanları yerine örnek olarak homoseksüelliği seçmemin sebebi, astrolojik araştırmanın nasıl yapılamayacağına dair çok güzel bir örnek olmasıdır. Homoseksüellik, geçmişteki biraz tartışmalı bir konu olmuştur. Son yüzyıldan önce ağza bile alınmadığını düşünürsek büyük bir ilerleme kaydedildiği bir gerçektir.

Homoseksüellik gibi konularda astrolojide olanlardan biri, dünyanın diğer alanlarında neler olduğunu görmeye eğilimli oluşumuzdur. Ara sıra da olsa bazen kendimizi bunun içinde buluyoruz. Geçmişte bunun yaşandığı alanlardan biri astronomidir. Bazen, astronomi bilgimiz ve astronomik teori arasındaki farkı çok iyi anlayamayabiliriz. Buna verilebilecek örnekler arasında, geçtiğimiz yüzyıla göre on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında düzensiz yörüngeli gezegenler hakkında verilen hipotezler sayılabilir..Leverrier 1848`de Neptün gezegenini keşfettikten sonra, yörüngesi düzensiz olarak bilinen Merkür üzerinde çalışmaya başladı. Neptün`ü başarılı biçimde tahmin ettiğinden aynı mükemmel görüş becerilerini Merkür`e de uygulayabileceğini düşündü. 

O dönemdeki astronominin kültürel iklimine göre bir gezegenin yörüngesinde sorun varsa orada başka bir şey daha olduğu yönündeydi. Bunun adının Vulcan olduğu önerisi getirildi. Vulcan astroloji toplumu tarafından kabul edildi. Bunlar kişisel görüşlerdi.Problem, Einstein`ın izafiyet teorisinin çabuk değişen bir gezegen ihtiyacını ortadan kaldırmasıydı. Astroloji, insanların Vulcan`ı yorumladığı bir durumdaydı. Halen bir Vulcan olup olmadığını araştırıyoruz. Gizemli bir şekilde bununla uğraşan kişiler, bunu esrarengiz veya dünya düzleminin dışında olarak tanımlasalar da belli bir gerekçeleri vardır. 

Pekala, homoseksüelliğin kısa tarihçesi. Başlangıçta Yunanistan`da iken sorun yoktu. Sonradan kötüleşti. Daha sonra ağza alınmaz oldu ve tekrar gündeme geldi. Ve 19. yüzyıla girdik. Krafft-Ebing, avangard olmak isteyen herkesin kitaplığında bulundurduğu Psychopathia Sexualis adlı kitabı yayınladı. Tarihteki her tür garip cinsel uygulamalardan bahsetti. Bununla beraber özellikle Almanya`da homoseksüelliğin doğası üzerine bir tartışma başladı. Değişim ve sapkınlık belli bir dereceye kadar teknik terimlerdi. Karşıt teoriye göre kişi doğuştan homoseksüel ve orta cinsiyetin bir üyesi olarak dünyaya geliyordu. Cinsiyetinizi değiştiriyorsanız ortada ahlaki açıdan bir ikilem bulunmamaktadır çünkü biyolojinizi açıkça sergilemektesinizdir. Öte yandan, doğuştan heteroseksüel olan bir sapık, saplantılı hale gelmiş ve homoseksüel olmuştur. Sapkınlıkla ilgili ahlaki bir ikilem söz konusudur çünkü bunu kasıtlı olarak gerçekleştirmişsinizdir. Bu ikisi arasındaki tartışma, homoseksüellerin tümünün biri veya diğeri veya ikisinin bir karışımı olup olmadığı sorusu sorulmaktadır. Doğa ve terbiyeden kaynaklanıyor gibi görünmektedir. Artık bu gibi tartışmalı alanları, istihbarat gibi konularda da görebilmektesiniz.Homoseksüellik başka bir örnektir. 

Burada sunduğum, Kinsey ölçümüdür. Bazen ben de St. Exupery`nin fili yutan boa yılanın Küçük Prensindeki diyagrama başvuruyorum. İş yaşamında buna normal dağılım deniyor ve bu makalenin sonundaki diyagrama benziyor. Aynı zamanda çan eğrisi olarak da adlandırılıyor. Anlatılmak istenen fikir şudur; normal dağılımı olan herhangi bir dağılımda ve herhangi bir çalışmada insanların çoğu orta seviyelerde yer alacaktır, bunun yanı sıra uç noktalarda bulunan insanlar da olacaktır. Bu, aynı zamanda zeka ölçümü ve daha birçok farklı özellikler için de kullanılan bir teoridir. Ayrıca, nüfusun çoğunluğunun homoseksüelliğe bakışını gösteren noktalı bir çizgi de çizdim. 

Kinsey şemasında sıfır, %100 heteroseksüel anlamına gelmektedir. Kinsey`in orijinal şeması olağan cinsel deneyimi içeriyordu, daha sonra insanlar bunu değiştirerek fantezilerini ve buna benzer şeyleri eklediler fakat bu durumda çarpıklık Heteroseksüel uçta gerçekleşti. Bunun sosyal veya fiili bir çarpıklık olduğunu saptamak size kalıyor çünkü başka kimse bilmiyor. 

Bazı astrolojik teorilere girmeden önce, olasılık hakkında bir şey söylemek istiyorum. Yaptığınız herhangi bir astrolojik yorum aslında matematiksel olarak modellenebilir. Bunun, önemli bir açıklama olması gerekmez. 360 derecelik koordinat sistemi ile çalışıyoruz. Her ne kadar yaptıklarımızı büyük bir saygınlıkla yapsak da, bunlar 360 derecelik sisteme çevrilebilir ve dolayısıyla bundan belirli matematiksel çıkarımlar elde edebiliriz. 50`li yaşlardaki kalp krizi geçiren insanların Güneş`inin Uranüs ile birleşmeye girme eğilimi gösterdiğine dair bir açıklama yaparsanız bu, ölçülebilir bir açıklamadır. Sormanız gereken tek şey, hangi yörüngeyi istiyorsun olmalıdır. Zaman zaman insanların homoseksüellikle Uranüs arasında bir ilişki olduğunu düşündüklerine şahit olmuşsunuzdur. Mitolojik açıdan bu konuda bazı ilginç fikirler de vardır, belki de bunun üçüncü cins fikriyle ilişkisi vardır. 19. yüzyılda ters yüz edilen resimler gösterildiğinde, erkeklerin kadın gibi, kadınların da erkek gibi görünme eğiliminde olduğu görülür. Belki de bunun Uranüs`ün hadım etme mitiyle bir bağlantısı vardır. 

Eğer Ay`ın Uranüs`e göre durumuna bakarsak, pekala, sadece üç durumun olasılığının ne olacağına bakalım derim: birleşme, karşıtlık ve kare. Şimdi de yörüngeyi tanımlıyoruz. Eğer keyfi olarak 7 derecelik bir yörünge isterseniz, bu her noktada 7 derece olacak anlamına gelmektedir. Yani, bir tarafta 7, diğer tarafta da 7 derecenin toplamı olarak 14 derece olacaktır. Bunun karşıtı da aynıdır, her iki tarafta da 7 derece ve toplam 14 derece şeklinde. İki farklı türdeki karenin toplamı 28 edecektir. Birleşme ve karşıtlık dışındaki her durumda kullanılabilecek iki yol vardır. Kısaca, toplamı 56 eden sayıları toplamaktayız. Şimdi bu sayıyı 360 derecelik çembere bölüyorum ve buradan da sadece üç durumda 7 derecelik bir yörüngeyle çalıştığınız sonucuna varıyorum; yani bu durumdaki herhangi birinin olasılığı %15 oluyor. Kabul edilen gezegenlerin sayısını çarpmaya başlarsanız ki şu anda sadece Ay değil Güneş ve Ay, Merkür, Venüs, Mars`tan söz ediyorsunuz ve her şekilde aynı sonucun elde edileceği evreninizin yüzdesini çarpıyorsunuz. 

Size göstereceğim diğer nokta ise şudur; eğer yörünge büyüklüğünü 5 dereceye düşürürseniz, %11`e inersiniz. 10 dereceye yükseltirseniz, %22`ye çıkarsınız. Problem buradadır. Etkili bir yörüngenin ne olduğu hakkında hiçbir şey vermez. İnsanlarla doğum haritaları üzerine çalışıyor olabilirsiniz ve baktığınız şeyde 10 derecelik bir yörüngenin bulunduğunu görebilirsiniz. Kantitatif bir çalışma yapmaya çalışıyorsanız bazı problemlerle karşılaşabilirsiniz çünkü sadece bir gezegenle, çalışmanızın beşte biri çoktan kısıtlanmış durumdadır. Homoseksüel kişilerin nüfusa oranı iyimser bir tahminle %10`dur. Bu oldukça yüksektir. Kinsey`in rakamları abartıldır çünkü hapiste bulunan kişilere büyük bir yüzde ayırmıştır. Hapisteki erkekler için sınırlı sayıda cinsel fırsatlar vardır. Sadece ihtiyaçtan yapıyordur, tercih ettiği için değil. Bu durum, rakamların artmasına neden olmuştur. Biseksüel terimini nasıl tanımladığınıza bağlı olarak gerçek rakam %2-4 arasında değişmektedir. Bu, problem yaratmaktadır. Sadece 5 derecelik bir yörünge ile bile, rastgele bir yüzdeye bakıyorsunuz demektir ki bu da nüfusunuzun sayısını aşmaktadır. 

Bir araştırma projesini tasarlarken bilmeniz gereken en önemli konulardan biri, nüfusun hangi yüzdesi ile ilgilendiğinizdir. Eğer Örnekteki insanlar ölecek mi? derseniz, elinizde %100 oranı olur. %100 olan pek fazla koşul yoktur. İnsanlar özellikle tıp konusunda çalışmalar tasarlarken rakam hakkında en ufak bir bilgiye bile sahip olmadığı durumlar nadirdir. 

Uranüs, vs hakkında çeşitli teoriler olduğunu belirtmiştim. AFA`nın yayınlamayı uygun bulduğu homoseksüellik üzerine ilk çalışma, Karl Guenter Heimsoth`a aittir. Tarihi açıdan ilginç bir karakterdi. Nazi zulmünün kurbanıydı. Homoseksüellik üzerine yaptığı çalışmanın harika bir konseptivardı, gizli. Homoseksüellerle ilgili çalışmasının tamamı, onun homoseksüel olduğunu düşündüğü kişilerdir, gerçekten olup olmadıkları belli değildir.Bunu tavsiye ederim. Öne sürecek bir teoriniz olduğunda, çalışamaya uyanları tanımlarsınız. Bu, işinizi çok daha fazla kolaylaştırır. Onun görüşüne göre, homoseksüellik doğuştan ektomorfikti ve İkizler ve Yay burcu erkeklerinin çoğu homoseksüeldi. İkizler ve Yay özelliklerini fazlasıyla taşıyan birini gördüğünüzde, kabul etmeseler de onları gizli sınıfına koyabilirsiniz. Büyük olasılıkla, homoseksüel değillerdir, sadece bunu yapıyorlardır, dolayısıyla endişenlenmenize gerek yok. Diyagramda görülen bu özel durumlar, Ebertin`in Yıldız Etkilerinin Kombinasyonu adlı çalışmasından alınmıştır. Maalesef, Ebertin`in çalışmasında sapkınlık gibi kelimeler kullanılmıştır. Tam olarak hangi anlamda kullandığını söylemek zor çünkü sapkınlık kelimesi artık teknik bir terim olmaktan çıkmıştır. Bunu, bu şekilde ifade ettiğini varsayacağız. 

Lezbiyen örneklerin kaydedildiği IDEA veritabanında bulunan Rober Jansky`den 750 homoseksüel erkekten oluşan bir set aldım. Uranüs ve Neptün veya Venüs ve Mars`a göre bazı iç gezegenlerin durumları arasında ilişkiler olup olmadığına baktım. Bunlar, Ebertin`in merkezlerinden aldığım şeylerdir. Bu homoseksüel haritalarda bir yükselme olup olmadığını inceledim. Yörünge büyüklüklerinden yola çıkarak %8,8`lik bir olasılık elde ettim. P, genellikle bir yüzde olarak ifade edilen bazen de ondalık olarak gösterilen bir olasılıktır. Bunu kullanarak ve tesf ederek toplanan örnekler düşük sayıdaydı. Kendi rasgele yüzdemiz bakımından çok az sorgulanabilenler sadece kendimiz değiliz, gerçek yüzdemiz de keskine yakındır. Yani sigara içilmez. P`nin harika bir olasılık terimi olduğunu belirtmiştim. Şimdi bunu biraz daha detaylı biçimde açıklamama izin verin. Olasılık, gözlemlediğiniz sıklığın toplam sıklığa bölümüdür. İstatistiksel bir anlamdan, chi square`den bahsediyorsanız, olasılık farklarını gözlemliyorsunuzdur ve bu bir yüzde ile ifade edilir. Örneğin, %5`lik bir istatistiksel değer elde ettiyseniz, %5 oranında yanılma payınız var demektir. Bunu yaparken bunu bir kesinlik olarak ele almayın çünkü bunların tümü kumar tekniklerinin origjinal gelişimine dayanmaktadır. 

Bu, Ebertin sapkınlık unsurları hakkında daha tam bir liste olup, size aşağıda gösterdiğim bazı noktaları da içermektedir. Verilerin modelle uyuşmadığını görebilirsiniz. Maalesef bazı insanların annen yaptı şeklindeki psikolojik teoriyle oluşturulan psikolojik modellere olan ilgisi nedeniyle, bazı kapsamlı model fikirleri ortaya çıkmaktadır. Problem, insanların söyleyeceği şeyin, 12. evi kontrol eden gezegende sorun olduğu için böyle bir durum olabilir olmasıdır. Siz de bu durumda, 12. evde soruna sebep olan şey nedir? diye sorarsınız. 

Size, Jansky-Nauman hipotezinden bir örnek göstermeme izin verin. Bu, 15 yıl önce Merkür Zamanındaydı. Uranüs ile 8. ev arasında nasıl bir bağlantı kurabilirsiniz? Uranüs, 8. evde olabilir. Eğer modern kontrol kullanıyorsanız, Uranüs 8. evi yönetiyor olabilir. Uranüs, 8. evin yöneticisine veya 8. evin zirvesine doğru zor bir durumda olabilir. Fakötrleri nasıl birleştirdiğinizi görüyor musunuz? Daha sonra 8. ev, 5.nin karşısında yer alır. Bunu çoğaltın. Bunu yapmak için dört farklı yol vardır. 

12. evle ilgili Mars veya Pluton için de 12. evde olduklarını, 12. ev, yönettiklerini, 12.evin yöneticisine veya zirvesine göre kare veya zor bir konumda olduklarını söyleyebiliriz. Burada küçük bir problemimiz vardır. Bir açıklamanız olduğunu söyleyerek dört faktörünüz olduğunda ve modeli başlattığınızda bu, benim şu anda Chicago, New York, San Fransisco veya Miami`de olduğum anlamına gelir. Bunlardan biri doğrudur. Eğer hepsi doğru olsaydı, uçuş puanlarım her zamankinden daha fazla olurdu. Problem, aynı aralıktan çok fazla değer verilmesidir. Bu özel durumda, nüfusun %90`ını temsil eden bir model önerirler. Daha sonras da haritalarımızın %90`ının buna uyduğunu söylerler. Oooo! 

Bunu kontrol ettim ve beklediğiniz sonucu elde ettim. Eğer bir çok şekilde gerçekleştirilebilecek bir şey önerirseniz, herkesin uyacağı bir model sunmuş olursunuz. Nüfusun %90`ı tarafından rastgele karşılanan bir homoseksüellik modeli önerebilirsiniz; eğer bu bir homoseksüel gruplama içindeyse, oran %92 olabilir. Müşterilerinizle konuşuyorsanız, yardımcı olmasa da doğru olma ihtimali yüksektir. Doğru olabileceği tek yol, binler içersindeki yüzlerden veya onlarda seçilmiş bir numune büyüklüğü almanızla olacaktır çünkü beklediğiniz değerden sapma düşüktür. 

Bu, Gauquelin sonuçlarıyla ilgili olarak Geoffrey Dean`in yaptığı eleştrilerden biridir. Gauquelin sonuçları, istatistiksel açıdan önemlidir. Tekrar edilebilirler. Örneğin, spor şampiyonlarına bakarsanız, gündüz vakti 12. evde Mars`in zirve yaptığını görürsünüz. Bir müşterinin haritasında Mars`ın 12. evde olduğunu her görüşünüzde, şöyle mi dersiniz: Bir spor dalında şampiyon olacaksınız. Hayır. İstatistiksel çalışmalardan öğrenilebilecek derslerden biri şudur: İstatistiksel bir çalışma, şimdiki zamanda ön görülebilir değildir. Gauquelinler`in bu konuda çok uzun süren çalışmalar yapmış olmasından ve hiçbir olumlu sonuç elde edilmemiş olmasından dolayı mutluyum, istatiksel bir çalışma, nüfusun bir karakterizasyonudur. Bir istatiksel çalışmayı alıp onu doğrudan tek bir vakaya uygulayamazsınız. Gerçeğe iki mercekten bakabilirsiniz. Büyük mercekle tekrar edilebilen Gauquelin çalışmalarında olduğu gibi paternler bir patern veya bir paternin gelişimini görebilirsiniz. 

Örneğin, Gauquelin`in bir bilim adamına ilişkin orijinal fikri, katılım kriterlerinde en az 70 ve tercihen 80 yaşın tercih edildiği Academy Francaise`den alınmıştır. Aktif olarak üretken bir bilim adamı olamadığınız sürece meslektaşlarınız sizi önermez. Komik bir şey oldu: Çalışmaya Satürn dahil edildi. Ortalama memuriyetin 40`lı yıllardaki gibi olduğu Amerika Birleşik Devletleri`nde olduğu gibi Bilim Adamları Ulusal Akademisi`nden bir örnek alırsanız, farklı bir patern görebiliriz. Her durumda, patern bireysel haritayla ilgili bir tahmin vermez. Alınacak ders tam olarak budur. Homoseksüellikteki psikolojik faktörlerle ilgili pek çok önermede bulunulmuştur. Bununla ilgileniyorsanız, ilgili birakç makalemi okuyabilirsiniz ve bu da (tahtayı işaret ederek) benim modelimdir. İşe yarayan tek seçenek
 

Holografik Evren

Holografik Evren

Bugün 2006 yılının (toplamı 8 yapıyor) sekizinci ayının sekizinci günü. Sekizlerin hakim olduğu bir gündeyiz. Akla, adanma ve zorlayıcı iş aracılığıyla inşa edilen başarıyla ilişkili sekizli harmonik geliyor. Bu sayı Ay fazlarıyla ilgilidir ve günün gezegen açılarıyla desteklenmektedir; Venüs Mars’a yarı-kare (11 dk. orb), Jüpiter Plüton’a yarı kare, Merkür Üranüs’e 135’lik (55 dk.) ve Jüpiter Satürn’e kare yapıyor. Üç kavuşum, beş karşıtlık (başka bir sekizli harmonik açı) ve ileride yaşanacak Satürn/Neptün karşıtlığı (31/8) ile Kovada Dolunay da (9 Ağustos 2006, 3:54 AM PDT) işin içinde. Yaratıcı yeteneklerinizi geliştirebilir ve onları yarının Dolunay’ının tezahürüne ve gerçekleşmesine yönlendirebilirsiniz. Bu Pleniluna (Dolunay) kaynağını Güneş’in kalbindeki Aslan enerjisinden alıyor ve umutlu bir geleceğe odaklanıyor (Kova).

Dolunay kendimize ve başkalarına karşı sorumluluğumuzu nasıl bütünleştireceğimize dair daha nesnel bir bakış açısı kazanmamızı ve her birimizin hayat yolumuzda bize rehberlik eden ruhani bir doğaya sahip olduğumuz gerçeğini görmemizi mümkün kılar. Satürn (Ay’ın yöneticisi) Aslan Güneş’e kavuşum ve karşıt-paralel (contraparalle) yapmakta ve bize bir seçim sunmaktadır: ya destek ve ustalaşmayla uyumlanmak ya da sadece engelleri veya kurban olmayı algılayarak tepki vermek. Neptün (ruhani netlik) ve Ay (beslenme ve yaratıcı duygular) arasındaki yaklaşmakta olan bağ (kavuşum) ile Güneş ile Neptün arasındaki daha yakın bağlantılar (karşıt-paralel ve karşıtlık) içsel yaratıcı potansiyelimizi ve kendi üzerimizde çalışmanın bu süreç içinde başkalarına nasıl yardımı dokunabileceğini görmemizi mümkün kılabilir. Merkür ile Venüs’ün Aslan’a girişleri (sırasıyla, 11/8 ve 13/8) bu içsel yaratıcı çalışmaya destek ve güç vermektedir. Gerçekten de herkesin şevkle uyumlanabileceği güçlü bir zamandayız.

ÇALAKALEM: KENDİMLE HOLOGRAFİK İLİŞKİM

Sekizli harmonik açılar ilişkilerin araçlarıdırlar; bunlar arasında en önemlisi de her bir insanın farkındalığı ile yüksek bilincinin gelişme sürecidir. Hepimizin hayatında etkileşim içinde olduğumuz insanlar var. Bunlardan bazıları yüz yüze baktığımız ve 7 gün 24 saat kafamızda evirip çevirdiğimiz yerel ilişkilerdir. Diğerleriyse yerel olmayan (telefon ve internetin gelişimiyle birlikte düzenli hale gelen), hayatımıza ışık dalgaları gibi girip çıkan insanlardan oluşur. Bazılarını sever, ötekilerden nefret ettiğimizi söyleriz; birçoğuysa bu ikisinin arasında bir yerde durur. Bu insanların hepsi holografik evrenin parçasıdır. Bu ilişkileri mümkün kılan bağlantı hatlarını takip etmek çoğu zaman ilginç sonuçlar verir. Birçok örnekte karşılaşmalar genellikle belirsiz bir bağlantıyla ilgilidir.*** Çok-boyutlu hologramın başka bir örneği! Diyelim ki bu belirsiz bağlantılardan herhangi birinde alıcı konumdasınız. Tamam, bağlantı kurulmuştur. Peki, amacı ne? Tesadüfidir diye düşünüyorsunuz, illa da bir amacı olması gerekmez! Holografik evren verimli değilse hiçbir 
şeydir. Bu evrende hiçbir şey boşa harcanmaz. (Bu seferlik kader/özgür irade sorununa girmeyelim). 

Gelin sadece bu alıştırma için, vaktinde ne kadar belirsiz görünürse görünsen, her zaman bir amaç olduğunu varsayalım. Her ruh başka bir şey öğreneceği için amaç taraflara farklı görünebilir. Bir bağlantı gerçekleştiğinde sanki iki dalga birbirine girmiştir. Gözünüzün önüne bir havuz getirin. Bu havuzun iki tarafına birer taş bırakılsın, taşların yarattığı dalgaların çarpıştığı yerde, her bir dalganın bireysel potansiyelinin saflığında bir bozulma olur ve bireysel dalgaların seyri bir daha geri alınmamak üzere değişir. Bu ruhların herhangi birinin bakış açısından bakıldığında (benim bilinç noktam kendi holografik merkezimdir), burada benim için öğrenilecek bir şey vardır.

**** Bu kişiyi nasıl algılıyorum? İlişkiye dair ne hissediyorum? Ne tür özelliklere sahip? Hayatlarını nasıl kullanmışlar? Ne tür hatalar yapmışlar? Onların süre giden yollarına nasıl bir etkide bulundum. Hayatlarını değiştirdim mi? Peki benim hayatımda, kendimi algılayış biçiminde nasıl bir değişim yarattılar. Bütün bunların hepsi ne gibi bir fark yaratıyor? Yoksa bütün bunlar durmak bilmeyen zihnimin oyalanmak için uydurduğu bir mantık alıştırması mı?Şahsen, bu etkileşimlerden her birinin benliğimin bir parçasına yakından bir bakış, holografik evreni kavrayışıma dair bir görüş kazandırdığına inanıyorum. Çağlar kadar eski bir soruyu gündeme getiriyor bu. Neden buradayım? Viktor Frankl [i] A ile B arasındaki gerilimin hayatta anlam bulmak ve hayatı anlamlı bir yolda sürdürmek açısından önemli olduğunu söylüyor. 
Bu durum ilişkide olan kişilerin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Öyleyse elimde iki bakış açısı var: diğer kişiye bir birey olarak tepkim ve kendimin öğrenme deneyimi için yaratmış olduğum parçasına dair algım. Her ikisi de eşsiz ve değerlidir. Bazı ilişkiler geçicidir, bazıları ise uzun sürer. Çoğu zaman hepsi benim hayatımda aynı sembolizmin vücut bulmasıdırlar. 

Yoksa bu farklı biçimlerde görmem gereken hayat boyu süren bir ders mi?

Hawaili bir terapist olan Dr. İhaleakala Hew Len bu kavramı çok ince bir noktaya kadar geliştirdi (HoOponopono [ii]). Dr. Len herkesi kendi üzerinde çalışmak için kutsal bir araç olarak görmektedir. Çalışmasında, hastalarının hayatlarını kendi derslerinden ayrı tutmayı reddederek birçok kişiyi iyileştirmiştir. Genelde, ne kadar güçlü olduğumuzu henüz anlamaya başlamış bile değiliz!

***  Hangi sıklıkla, birbirine benzemeyen iki kişinin sizin açınızdan ortak bir özelliğe sahip olduğuna tanık olduğunuz? Diyelim ki onları görüştürmek için dikkatlerini birbirine çektiniz. Ve diyelim ki görüştüler. Bir de baktınız ki ilişkileri yolunda gidiyor ve her ikisi bu bağlantı sayesinde gelişiyor. Katalizör olarak rolünüz başarılı olmuştur. 
  
***** Gezegenlerin sembolik etkileşimini algılamak için çizgisel zamanda geriye baktığımda, belki, ilişkinin potansiyelini ve gelecekteki öğrenme deneyimini anlamlandırabilirim. 
[i] İnsanın Anlam Arayışı, Viktor E. Frankl
[ii] http://www.hooponopono.or

Danışmanlık Seanslarında Kullanılan İmgelerin, Benzetmelerin ve Öykülerin Gücü

Danışmanlık Seanslarında Kullanılan İmgelerin, Benzetmelerin ve Öykülerin Gücü

Çeviren: Meltem Sözübir

Yirmi yıldan fazla bir süredir astrolojiyle uğraşmakta ve danışmanlık yapmaktayım. Eğer insanlarla birebir ilişki içinde çalışıyorsanız, onlarla haritaları hakkında konuşmaktan daha fazla şey yapmanız gerekir, çünkü sadece öyle yaparsanız aranızda bir ilişki ya da bir iletişim kurulması mümkün değildir. 

Bir eğitmen ve danışman olarak çalışmalarımda kullandığım bazı teknikleri keşfettim. Deneysel yöntemlerin bir çoğu son derece değerlidir. 

Danışmanlık bir eğitim ve kişilerin kendilerini olumlama sürecidir. Eğitim kelimesi , kişilerin içinde varolanı dışarı çıkarma , onlara yardım etme ve yönlendirmeyi de anlam olarak ifade eder. Bir danışman olarak, danışan kişinin, kendi hayat hikayesini, hayatındaki mitleri, mevcut konuları anlamasına doğru yönlendirmek sizin rolünüzdür. Eğer onlara bu tekniklerden bir kaç tanesini verebilirseniz, danışma seansınız daha güçlü ve kalıcı olacaktır. Kendileri üzerinde bir süredir bilinçli olarak çalışan danışanlar, bir onaylayıcı deneyime gereksinim duyarlar. Onların, işlerin nasıl hareket etmeye başlayacağına dair bir bilgiye ihtiyaçları vardır. Danışman gibi objektif bir kişiye sahip olmak, onların kendi hayatları hakkındaki duygularını geçerli kılar. Bu son derece rahatlatıcıdır. 

Paul Friere tarafından söylenmiş çok güzel bir söz vardır: eğer eğitim tamamen özgürleştirici olmak istiyorsa, kişilerin varolan durumları üzerine odaklanmalı, kendi koşullarını dışarı yansıtmalarına izin vermeli ve bu koşulları değiştirebilmeleri için onları güçlendirmelidir. 

Biz bunu bize danışanlara nasıl uygulayabiliriz? Bilinen üç teknik vardır: bir imaj, analoji(benzetme) ya da öykü kullanmak. Bu sadece görüşme süreci için değil, astroloji öğrenmek isteyenler için de yararlıdır. 

Bir imajın sanatsal kullanımı, çalışmalarınıza güçlü ve dinamik ögeler taşıyabilir. Jean Houston`ın dediği gibi birçok çalışma, görülen ve hissedilen canlı bir imajın, beyin dalgalarını, kan akışını, nabzı, vücut ısısını, midesel hareketleri, bağışıklık sistemini yani tüm fizyolojiyi önemli ölçüde etkilediğini göstermiştir. 

Uygulamacı astrologlar olarak, bize gelen kişilerin yarısının görsel algısı baskın kişiler olduğunun farkında olmalıyız. Hepimizin sağ ve sol beyini var. Sol beyin rasyonel ve analitik çalışırken sağ beyin daha sezgisel ve bütünsel bir süreç takip eder. Kültürümüz ve eğitim sistemimiz sol beyini kullanmakta aşırıya kaçmıştır ve bunu ödüllendirir. Sağ beyinimizin daha fazla bilincinde olmalıyız.Eğer beyninizin sağ ve sol yarımkürelerini aktif olarak kullanırsanız ve öğrencilerinize ve size danışanlara da bunu öğretirseniz, daha derinden öğreneceklerdir. 

Görsel kişileri nasıl tanıyabiliriz? Güçlü açıları olan bir Ay, göze çarpan bir Neptün, su elementinin haritada ağırlıklı olması ve gezegen yoğunluğunun haritanın alt kısmında bulunması. Görsel imajın kullanılmasıyla ilgili en olağanüstü kişilerden bir tanesi, İtalyan Rönesansının ortasında yaşayan Marsilo Ficino`dur. Bana göre o ilk psikologtur. De`Medici`lerce kurulan Floransa`daki Platonik Akademiyi yönetmiştir. Corpus Hermeticum`un latince çevirisini yapmış ve Hermetik öğretileri Avrupa`ya getirmiştir. 

Ficino öğrencilerinin derin ve sürekli bir şekilde hayal edebilmesini öğretmekte oldukça katı davranırdı. Kullandığı ana mesaj, zengin bir hayal gücünü açmak için çağrıda bulunmak ve hayatı anlamakta disiplinli bir hayal gücü geliştirmekti. Sanırım, bugün bizler bu açıdan fakirleştik.Onun deneysel yaklaşımının ana teması, bir haritaya bakıp tahminde bulunmanın aksine, haritaya ruhu geri çağırmaktı. Ficino bir kişinin samimi, zengin ve pratik bir hayal gücünden hoşlandığı ölçüde psikolojisinin iyi durumda olduğuna dair kanıya varırdı. 

Ficino, talismanlar, imajın gücü, bitkilerle çalışma ve metallerle çalışmanın zamanı gibi konularda yazılar yazdı. Talismanların yararı, evrenle bilinçli bir titreşimi uygulama fikriydi. Eğer o anda yaratmak istediğiniz bir Venüs talismanıysa, Venüs`ün iyi açılar altında olduğu bir dönemi seçersiniz. Göklerin gücünü, büyülerinize ve simyanıza aktarırsınız. Ficino bizi Zodyak`ı , hayal gücünün gezegensel uygulaması için gereken bir simyasal kanal olarak görmeye yeniden davet etmektedir. Ficino aynı zamanda Giotto, Michelangelo ve Boticelli`in de öğretmenidir. 

Boticelli`nin Venüs`ün Doğuşu tablosu 1477-1479 yılları arasında yapıldı. Bu tablo üzerinde bir yıldır çalışmaktayım. Bu eser hayal gücünün olağanüstü ve uyandırıcı bir ürünü. 1477-1479 yılları arasında Boticelli üç tane tablo yaptı. Bunlar Venüs`ün Doğuşu, Primavera ve Pallas ve Santordur. Bu üç eserde 29 derece Akrep`te oluşan Uranüs- Neptün birleşiminde yapıldı. 

Ficino kendini genellikle melankolik bir tip olarak tanımlamıştır. Satürn`ü tam yükselininde yer almaktadır. Boticelli`nin doğum tarihi hakkında bilgi sahibi değiliz. Ancak 1445 yılında doğduğunu biliyoruz. Gençliğine ait anlatılanlar arasında hasta ve depresif birisi olduğu yer almaktadır. Boticelli de bir melankolikti. Ficino`nun melankolik tipler ve Satürnyen depresyonlar için o gün olduğu kadar bugün de uygulanabilecek tedavileri vardı. Ficino`nun neoplatonik öğretisiyle, Boticelli Uranüs- Neptün birleşimini yaşarken bu olağanüstü enerji ona kendi depresyonuna bir kişisel tedavi gibi ortaya çıktı. Melankoli hissedenleriniz, Venüs`ün Doğuşu ve Primavereyı yatak odası duvarlarına asın. Bu Satürn`e karşı harika bir ilaçtır. Bu çalışmanın büyük bir bölümü kendini arketipsel semboller ve etkiler karşısında iyileştirmek, karşıt enerjilerle kuşatmakla bağlantılıdır: Satürn`e karşı Jüpiter ya da Ficino`nun önerdiği gibi Venüs. 

Venüs`ün denizden doğduğuna ait mitolojiyi bilirsiniz. Aslında iki tane Venüs vardır: Venüs-Urania ve Venüs- Pandemos. Venüs- Urania, Kronos`un Uranüs`ün testislerini kopartıp denize firlatması hikayesinden doğmuştur. Bu hikayede Uranüs`ün testisleri, yani, kopartılmış erkeklik feminen denize, yani Neptün`e - kollektif bilinçaltı- düşmüş ve buradan Venüs doğmuştur. Venüs`ün Doğuşu tablosunda gökyüzünden rüzgarlarını gönderen Zefir ve Cloris`in etkisiyle kabuğu içinde Venüs`ün denizden çıkageldiği anı görürüz. Burada Uranüs sembolünü ve Uranyen bir enerjinin geldiğini hissederiz. Bu tam olarak bize tanrının ve Venüs`ün arketipsel enerjisinin yeryüzüne adım atmak üzere olduğu anı temsil eder. Bu sevgi tüm insanlığa gelmektedir. 

Tablonun yan tarafında Venüs`ün üzerine giydirmek üzere elinde bir elbiseyle Humanitas yeralır. Humanitas doğa düzeni içerisindeki mevsimleri temsil eder. Venüs`ün omuzlarına konan aslında kendini yeryüzünde göstermek üzere olduğu zodyaktaki oniki burçtur. Ben bunun üzerine bir workshop yapıyorum. Bu bir simgenin bizde neleri uyandırabileceğine ait bir örnektir. 

Ofisimde patlayan bir volkanın resmi var. Bu resmi Pluto`nun yoğun etkileri altında can çekişen insanların önüne koyarım ve bir tepki vermelerini beklerim. Resmin köşesinde amyant elbiseler içerisinde elini sallayan küçük bir adam vardır. Bazen onu görmezler fakat gördüklerinde şu anda bana olan aynen bu!derler. Yaşadıkları sürecin ne kadar yoğun olduğu hakkında onlarla konuşurum. Ne kadar zamandır bu volkanik patlamanın dışarı taştığını ve bilinç seviyesine çıktığını sorgularım. Eğer kişilerin dikkatlerini geçmişte yaşadıkları bir travmaya ya da bastırdıkları duygulara geri döndürebilirseniz, bu onlara üzerinde çalışabilecekleri bir imaja ait bir metafor sağlar. 

Kullandığım diğer bir resim San Fransisco Köprüsü`nün sisler halindeki resmidir. Bu resim Neptün transitleri için çok yararlıdır. Bazen bir kişi Neptün`ün hayatını nasıl etkilediğine dair bilgi isterse, bu resmi onun önüne koyarım. Yaşadıkları karmaşayı anında anlarlar. Zor Satürn transitleri yaşayanlar için de Astreoid kuşağını gösteren başka bir resmim vardır. Astreoidler irili ufaklı engelleri temsil eder, ve kişi bu engellerin arasından geçerek yürümek durumundadır. 

Ofisimde çeşitli şeyler vardır. En çok sevdiğim kurşunun altına dönüşümünü gösteren bir metafordur. Bunu temsilen bir balıkçı oltasında kullanılan bir onz kurşun ve bir onz da altınım vardır. Ağırlık olarak eşit olan bu ikisini genelikle zor durumda olan müşterilerimin ellerine koyarım. Ve daha positif, daha iyileştirici ve daha bütünsel bir sürece doğru nasıl gidebileceğimiz hakkında konuşmaya başlarız. Altının her bir parçasındaki cevher kurşunda da vardır. Eğer kişiler kendi kurşuna bulanmış deneyimlerini alıp, daha bilinçli, daha yapıcı davranarak altına çevirebilirlerse, bu yararlı bir araçtır. 

Ofisimde Berlin Duvarı`na ait bir parça vardır. Satürn dönüşü yaşayarak bana gelenlere bu kuru duvar parçasını veririm. Elinize aldığınızda çatlar, dağılır. İçerisinde yaşam enerjisi kalmamıştır. Berlin Duvarı kendi Satürn dönüşünde yıkıldı. Duvarın yıkıldığı birkaç gün içerisinde Satürn-Neptün 10 derece Oğlak`taydı. Bunu bir güç sembolü olarak görebiliriz. Daha sonra aynı kişilerin eline oynamaları için yumuşak ve kalıcı olan bir kil parçası veririm. Genelikle bunun bir parçasını da evlerine götürmeleri için veririm. Bu doğmaya çalışan yeni temeli temsil eder. 

Kullandığım son teknikse öykü anlatmaktır. Astroloğun diğer bir fonksiyonu ise kişilere kendi öykülerini kendilerine anlatmalarına yardımcı olmaktır. Bu anlamda danışmanlık seansı kişilere kendi öykülerini keşfetme fırsatı tanıması açısından harika bir yerdir. Anlattıkları öykünün başrol kahramanıdırlar. Bizler de yaşadığımız transitlerin başrol oyuncularıyız. Eğer bu öykünün, bu mitin yazarı olduğumuzu farketseydik nasıl yazmayı seçerdik? Uygun bir yol, şu an içinde bulunduğumuz farklı psikolojik süreçlere bakarak, uygun öyküler mitler üzerinde çalışmaktır. 

Geçen yıl yaşanan Uranüs-Neptün birleşiminden sonra pek çok astrolog bir eğitim aracı olarak mitlere döndü. Haritada şu an yaşananları açıklayan hikaye, mit nedir? Afrodit ve onun farklı öykülerini öğrenin. Bu öyküler kadınlar ( çoğu zaman erkekler için de ) ve özellikle Artemis rolünü öğrenmeye çalışan kadınlar için çok yararlıdır. Ben temsilen kadınlara kılıcı ellerine almalarını öneririm. Eğer Mars`ları Terazi`deyse ve bunu gerçekten güçlendirmek gereksinimi duyuyorlarsa, mutlaka kılıcın nasıl kullanıldığını öğrenmeleri gerekir. Bu hayattaki Mars fonksiyonu hakkında daha bilinçli olmayı sağlar. 

Benzer transitler yaşayanların bir öyküyü paylaşması yararlı olabilir. Problemli bir Merkür geridönüşü için kullandığın favori hikayelerimden birisi hayır işlerinde çalışan bir arkadaşıma aittir. Kendisi pazarlamacıdır. Şikago`da bir konferans düzenliyorlardı. Basılı materyaller New York`taki bir ajanstan gelecekti. Taslak broşürü birbirlerine fasklayarak oluşturdular ve son halinde anlaşmaya vardılar. Broşür Şikago`ya geldi ve burada 4000 kişi üzerinde konferasın tarihinin ve yerinin bulunmadığı bu broşürü aldı. Ve konferansın konusu Stratejik İletişimdi! Allahtan arkadaşımın Ay`ı Yay`dadır ve iyi bir espri anlayışı vardır. Broşürün hemen arkasından aynı 4000 kişiye üzerinde şimdi dikkatinizi çektik! yazılı kartlar gönderdi. Başka birisi için bu durum bir felaketle sonuçlanabilirdi. 

Orta yaş Neptün transitleri yaşayanlara kendilerini bir dağ yolunda hayal etmelerini öneririm. Gecenin geç saatleri. Ortalık sisli ve aceleleri var. Eğer bu durumdaysanız ne yapardınız? Yavaşlamak belki de yapılması gereken ilk şeydir. Dikkatinizi yolun ortasında önünüzde uzanan çizgiden ayırmamalısınız. Eğer yukarılara bakarsanız, Neptün, önünüdeki manzarayı ve nereye gittiğinize dair yönünüzü tamamen siler. Önünüzde sis var ve siz üst farlarınızı yakıyorsunuz. Bu tamamen önünüzü görünmez kılar, sizi körleştirir. Alt farlarınızı yakmalı ve önünüzde uzanan yolun ortasına odaklanmalısınız. Neptün transitleri altında, dikkatinizi günlük işlere verin. Geleceğe ait planlar yapmak için sisin kalkmasını bekleyin. 

Danışmanlık yapanlara bu tekniklerden bazılarını kullanmalarını öneririm. Kişilerle olan ilişkilerinizde fark yaratabilir

Boğa’da geri giden Mars: İçeride Hapsolmuş Ateş

Boğa’da geri giden Mars: İçeride Hapsolmuş Ateş

Çeviren: Murat Sağlam

Boğa burcunda geri harekette olan Mars, sonbahar mevsiminin en önemli gök olayıdır. Dış gezegenler Güneş ile karşıt açıdayken her zaman geri harekettedir; Mars söz konusu olduğunda bu fenomen yaklaşık 75 gün sürer ve kızıl gezegenin Güneş’e yaptığı iki 150’lik açısını içerir. Bununla birlikte tüm karşıt açılar aynı şekilde gerçekleşmezler ve bu yıl Mars’ın görünümü özeldir. Mars’ın Yeryüzüne en yakın olduğu tarih 30 Ekim olsa da, Güneş’e karşıt açısı, Boğa burcunun 15 derecesinde 16 derecelik bir kuzey deklinasyonuyla, 7 Kasım sabahının erken saatlerinde gerçekleşmiştir.  1926-27 yılının sonbahar ve kış mevsiminden beri Mars’ın Boğa’da kaldığı en uzun süre olacaktır bu. Mars (bir veya iki gün içinde) aynı burcun aynı derecesine geldiği 79 yıllık bir döngüye sahiptir. Bu kendi düğüm ekseni üzerine yaklaşarak döndüğü için uzun vadeli bir transittir.

Bu transitin önemli olmasının başka bir sebebi daha vardır. Bir gezegen geri hareketteyken sembolize ettiği enerji içe dönüp özümsenir ve daha derin bir psikolojik ve bilinçaltı düzeyde sorgulanmadan kabul edilir. Doğum haritasında Mars’ı geri harekette olan bir kişi bu gezegenin işaret ettiği deneyim türünü kendi dışında aramayıp, onu kendi derinliklerinde bulacaktır. Çok şahsi bir anlamda kişi, bizzat söz konusu gezegene ‘dönüşecektir.’ Mars geri harekette olduğunda bu kişi kızgınlık ve saldırganlığı içselleştirecektir; başka insanlarla doğrudan karşı karşıya kalmaktan kaçınmasına rağmen, kendini acımasızca işe koşabilir ve fiziksel sınırları görmeyi reddedebilir. Geri harekette Mars’ın en kutsal kullanımı onu cesaret ve eylemcilik olarak ifade etmektir. Bu insanlardan iyi haçlı askerleri ve öncüler çıkar. Bu insanlar sporda, müzikte, aktörlükte ve yaratıcı yazında ortaya çıkmaya ihtiyaç duyan tutkulu bir yoğunluğa sahiptir. Örnek isimlerin listesi Beethoven, Mozart, Giocchino Rossini, Lord Byron, James Joyce, Virginia Woolf, Joan of Arc, Papa John Paul II, Sigmund Freud, Martin Luther King, Enver Sedat, Nostradamus diye uzayıp gider.

Boğa veya Terazi’deki Mars’ı Venüsyen, Düşük veya Zararlı konumda yorumlayan astrologlar ciddi bir hata yapmaktadır. Gerçekte bu iki burç, tarihte, geri hareketteki Mars’ın en göze çarpan örneklerini sunmuştur. Roma imparatorluğu tarihinin belki en önemli şahsiyeti olan Caesar Augustus’un doğum haritasında Mars Boğa’da geri harekettedir. Octavius, Julius Caesar’ın kız kardeşi Julia Caesar’ın torunudur. İ.Ö. 51’de büyükannesi Julia’nın ölümünden sonraki konuşmayı yaptığında dikkatleri üzerine çekmiş ve dayısı Julius tarafından evlat edinilmiştir. Augustus’un doğum haritasında baktığımızda Boğa’nın 2. derecesinde geri harekette olan Mars’ın hem Boğa’nın ilk derecesindeki Satürn’le hem de Boğa’nın 2. derecesindeki Kuzey Ay Düğümü ile kavuşum halinde olduğunu görürüz. Fagan ve tarihçi Suetonius’a göre bu güçlü yerleşim 8. evdedir. Bu yerleşim tepenoktasındaki yengeçte kavuşum halinde olan Uranüs-Neptün’e atmışlık açıyla bakmaktadır. Ayrıca 5. evinde, Oğlak burcunda deklinasyon sınırının ötesine çıkmış (out of bounds durumu) Ay’ı bulunmaktadır. Daha etkileyici bir harita, herhalde bulunamaz. Haritayı bizzat çıkarmak isteyen astrologlar için doğum bilgilerini veriyorum: İ.Ö. 21 Eylül 62, saat 5:53 a.m, Roma. Başak’ın son derecelerinde olan Güneş doğu ufkundan yükselmektedir. Julius Caesar 15 Mart İ.Ö. 44’de öldürüldüğünde Ceasar taraftarı partinin lideri sağ kolu Mark Anthony idi. Julius Caesar’ın vasiyeti bir bomba gibi patladı, çünkü yeğeni ve evlatlığını baş mirasçısı olarak gösteriyordu. Octavius, Julius Caesar Ovtavianus ismini şimdi iki nedenle alıyordu evlat edinildiği için ve vasiyetnameden dolayı. Mark Anthony ilk başta, Octavian’ın hükümeti kontrolünü almaya yönelik hareketini engellemeye çalıştı. Octavian Boğa’da geri Mars’ına uygun bir biçimde kararlılık ve etkileyici bir cesaretle hareket edip halkın desteğini kazandı. Octavian’ın zaferi tamamlandığında Mark Antony ve Cleopatra İ.Ö. 31 yılında Mısır’a kaçtı. Antony ve Cleopatra bir yıl sonra intihar etti ve Octavian Roma İmparatorluğunun tek efendisi oldu. İ.Ö.  2 yılında “Ülkenin Babası” unvanını aldı. Caesar Augustus’un başarıları koca bir kitabı doldursa da, onun Boğa’da retro Mars ile doğanlara en iyi örneği teşkil ettiğini söylemek yeterli olacaktır.

Mars Boğa’da geri hareketteyken doğan diğer göze çarpan şahsiyetler içinde,  15 yaşından itibaren ailesine destek olan feminist yazar Lousia May Alcott, çok sevilen filozof-kovboy, yazar ve aktör Will Rogers, Watergate’in Harry Haldeman vardır. Haldeman Nixon yönetiminin Demir Sanşölye’si olarak bilinir ve komplo, adaletin engellenmesi ve yalancı tanıklıktan yargılanmıştır.

Terazi’de geri harekette olan Mars da dikkate değer şahsiyetler üretmiştir. Almanya, Freiburg, 6:30 pm, 6 Mayıs 1856’da doğan Sigmund Freud bu şahsiyetlerden biridir. Mars doğru harekete geçmeden 7 gün önce Terazi’nin 3. derecesinde geri harekette Mars’la doğmuştur Freud. Burada yine elimizde Terazi’de geri bir Mars ve Boğa’da bir Güneş var.  Eğer bir astrolog bunu Freud’un geri Mars’ıyla özdeşleşemeyecek kadar Venüsyen olduğuna dair bir işaret olarak düşünme yanlışına düşerse, yorumda çok ciddi bir hata yapacaktır. Evangeline Adams Terazi’deki Mars’ın, tıpkı barutun kovan engeliyle daha yüksek bir patlayıcılık edinmesi gibi, kontrollü olması sebebiyle daha etkili hale geldiğine çekmiştir dikkatimizi. Freud psikanalizin temelini atmış ve hastaların bastırılmış deneyimlerini ve onlara eşlik eden duygularını hatırlamasını sağlayarak arınmacı (cathartic) tedavi yöntemine öncülük etmiştir. Cinsellik ve saldırganlık içgüdüsel itkilerinin bastırılması Ferud’un ana konusuydu.

Mars’ın Terazi’de geri harekette olduğu diğer bir göze çarpan şahsiyet, Freud gibi bir Boğa olan merhum II. John Poul’dur. Papa, demir perdenin, 20. asrın ikinci yarısının temel tehdidi nükleer savaş olmadan inmesini sağlayanlar arasında en fazla katkısı olan kişidir.  Etkin, atletik yapıda bir insan olarak fiziksel anlamda hep hareket halindeydi. Kendini bekar bir hayata adadı ve  Mars enerjisini adaletin, barışın ve insan haklarının cesur bir savaşçısı olmaya harcadı. Komünizme karşı gençliğinden itibaren etkin bir şekilde savaştı. Gençliğinde Polanya’da Nazilere karşı yeraltı direnişinin bir parçasıydı. Dünyanın en tehlikeli yerlerini ziyaret etmekten onu, bir suikastçının kurşunu bile alıkoyamadı.

Terazi’de geri olan Mars’a yine bir başka örnek, 37 yaşından önce yılda beş tane kadar bir sıklıkla 40 kadar opera bestelemiş olan Giacchino Rossini’dir. Mars geri hareketteyken yoğun bir alıkonmuş enerji vardır, bu enerji dışarı patlayarak fışkırır ve en iyi ifadesini müzikte, yazıda veya sahnede bulur. Rossini 40 yaşına vardığında kendini tüketmişti. Geri kalan yıllarını kısa piano şarkıları ve dini eserler besteleyerek geçirdi. Terazi’de geri Mars’ı Kuzey Ay Düğümü ile kavuşumdaydı.

Wolfgang Mozart, Gustav Mahler, Simon and Garfunkle, hatta Ludwig Beethoven ile Rossini, hepsi de devasa ürünleri ve üretkenlikleriyle göze çarparlar. Mozart bugüne kadar yaşamış en üretken müzisyendir ve eserlerinin çoğu ateşli bir acelecikle yaratılmıştır. Linz senfonisinin bestesini, kopyalanmasını, provasını ve sahnelenmeye hazır hale getirilmesini dört günde tamamlamıştır. Aynı hafta başka bir senfoninin girişi olan kısa bir adagio bestelemiştir. Güneş Kova’da, doğduktan bir hafta sonra doğru harekete geçecek, Yengeç’de durmak üzere, fakat hala geri harekette olan bir Mars’la doğmuştur.

Ludwig Beethoven İkizler’deki geri Mars’ı Yay’daki Güneş’ine karşıt açı içindeyken doğdu. 32 yayında sağır olmasına rağmen fırtınalı, kahramansı, ısrarcı müzikler besteledi. Goethe Beethoven için, “[ondan] daha şiddetli, daha dinamik ve daha samimi bir sanatçıyla karşılaşmadım. Yeteneği beni hayrete düşürmüştü. Ne yazık ki o, dünyayı kendisi ve başkaları için daha hoş hale getirmek için hiçbir şey yapmayan yabani insanlardan biriydi,” diye yazmıştır. Beethoven sevdikleri ve sevmedikleri konusundaki şiddetli tutumundan taviz vermeyi reddetti. Uzlaşma isteksizliği, genellikle geri hareketteki Mars’ın bir işaretidir, özellikle zıt açı içinde olanının.

Şarkı yazarı, gitarist ve şarkıcı James Taylor on ikinci evde Aslan’da geri harekette ve Balık’taki Güneş’e 150’lik açı yapan  (inconjunct) bir Mars’la doğdu. Mars’ın Güneş’e 150’lik (inconjunct) açı yapması ihtimali karşıt açı yapması ihtimalinin iki katıdır. Çünkü Mars her iki inconjuct’ta da geri harekettedir. Taylor sinirli bir adam değildi ve dinleyicileriyle çok iyi empati kurardı.

Joan of Arc ve Matin Luther King Mars’ı geri harekette idealist savaşçılar listesinin en başındadır ve içsel itkilerinin ve iradelerinin çıplak gücüyle tarihte silinmesi zor bir iz bırakmışlardır. Joan, Fransa Kralı’nı ülkesini işgal eden İngiliz’lere karşı savaşacak bir ordunun başına geçmek için ikna ettiğinde, Fransa’nın küçük bir köyünden on yaşında, basit ve cahil bir genç kızdı. Orduya Orleans’taki unutulmaz zaferinde öncülük etti ve hemen ardından Kral Charles taç giydi. Doğumunda Mars Güney Ay Düğümü üzerinde yeni durmuş ve geri harekete geçmişti. Bu ona aşırı doz Şehitlik enerjisi verdi. Askeri bir dehaya sahipti;  dini aşkı ve ona Tanrı tarafından bir görev verildiğine olan inancını inkar etmemesi yüzünden yanarak öldü. Güney Ay Düğümü’ndeki herhangi bir gezgen aşırılaşabilir, üstelik bir de geri hareketteyse kişinin sonu olabilir. Martin Luther King Jr.’ın yoğun enerjisi ve güdüsü medeni haklar hareketinde kendi zamanının bütün siyah liderlerinden daha fazla şey yaptı. Sloganı “Üstesinden geleceğiz!” Mars’ı geri harekette olan insanlarda bulunan yılmaz kararlılığın mükemmel bir ifadesidir. Bu insanlar sorunlara doğrudan hücum etmek yerine, dolaylı, stratejik bir yaklaşımı tercih ederler.

Savanarola’nın kaderi Joan of Arc’ınkine benziyordu.  Onun geri Mars’ı Koç’ta yükseliyordu. Katı bir şekilde ahlaki bir adam olarak, Platon Akrep’teyken, Rönesans döneminde ve bilhassa Papa VI. Alexander Borgia’nin yönetiminde Kilisenin yozlaşmasına karşı savaş açtı. Kilise liderlerinin günahkarlığı ve Floransa’nın hümanist paganizmine karşı vaazda bulunmaya yönelik bir ilahi misyonu üstlendi. Dominiken bir rahip olmasına rağmen Medici’lerin düşüşünün ardından Floranca’yı yönetti.  Papa Borgia’nın özel hayatını eleştirdi ve 1497’de yoz olduğuna hükmettiği kitapları ve sanat eserlerini, ‘günahları’ yaktı. Savonarola işkence gördü, asıldı ve yakıldı. Jesse Jackson, tıpkı Savonarola gibi Koç’taki geri Mars’ı Terazi’deki Güneş’ine karşıt açı yapan biriydi. Savonarola gibi kızgın bir adamdı, fakat kızgınlığını kendi halkı için haçlı seferi yapmakta kullanabildi. Matin Luther King’in Mars’ı Güneş ile 150’lik açı yapıyordu ve İkizler’de geri hareketteydi, dolayısıyla daha az kişisel kızgınlığı vardı. O daha ziyade kendi insanlarının müşterek kızgınlığını ifade etti.

Franklin Delano Roosevelt’in İkizler’de geri harekette bir Mars’ı vardı ve ülkesini hem 1930’ların buhranında hem de İkinci Dünya Savaşı’nda ülkesine liderlik eden ince bir insandı. Mars’ı Kova’daki Merkür’e üçgen açı yapıyordu ve doğumundan kısa bir süre sonra doğru harekete geçmişti. Yazar Virginia Woolf da Mars’ı İkizler’de geri harekette olan bir kovaydı ve yirminci asrın en büyük edebi yeteneklerinden biriydi. Mars’ı geri harekette olan diğer yazarlar arasında şu isimler vardır: James Joyce, Thomas Mann, Philip Roth, Pearl Buck, Lilian Hellman, Harriet Beecher Stowe, A.A. Milne, Nikolai Gogol ve Anais Nin. James Joyce Roosevelt ve Woolf ile aynı hafta doğdu ve onlar gibi Mars’ı İkizler’de geri harekette olan bir kovaydı. Hepsinin de çok zarif bir kelime kullanış tarzı vardı. Hem Woolf hem Joyce yazılarında “bilinç akışı” tekniğini kullandı.

Spor, Mars geri hareketteyken doğanlar için enerjinin önemli bir çıkış yoludur.  Bununla birlikte genellikle takım sporlarından uzak durup başka insanlarla işbirliği içinde çalışmak zorunda olmadıkları bireysel sporları tercih ederler. Örneğin Knute Rockne, Rocky Marciano, Eddie Arcaro, Billie Jean King, Gordon Pirie ve Dorothy Hamil. Lance Armstrong Kova’da doğru harekete yönelmiş durağan bir Mars’la doğdu, çünkü Mars’ı doğumundan yalnızca bir hafta önce doğru harekete geçmişti. Tıpkı müzik ve siyasi aktivizmde olduğu gibi sporda da tehlike, olağan fiziksel sınırları kabul etmedikleri için kendilerini tüketme noktasında zorlamaktır.

Yazmak geri Mars’ın çıkış noktalarından biridir ve Lord Byron Kova’daki Güneş’e 150’lik açı yapan Yengeç’te geri bir Mars’la doğmuştu. En önemli eseri Don Juan otobiyografikti ve kuşkucu, alaycı duygularını ve büyüyen bir otorite karşıtlığını dışa vuruyordu.  Mars enerjisiyle uyum içinde yazısı ritmik bir üsluba sahipti. Mars’ı tutkulu aşık, insan deneyiminin Don Juan ve Casanova’sı olarak ifade edebildi. Mars’ı geri harekette olan başka bir yazar da şair Henry Wadsworth Longfellow’dur. Onun da şiirinde ritmik bir vuruş vardı ve Hiawtha dahil olmak üzere Amerikan Tarihi hakkında lirik şiirler yazdı.

Doğumunda Mars’ın geri harekette olduğu tarihsel şahsiyetler hakkında yazarken İspanya’nın II. Philip’ini de dahil etmek gerekiyor. Philip İspanyol donanmasını Elizabeth’in İngiltere’sini işgale gönderdi ve sonucunda İspanya’nın meşhur donanma gücünü, Avrupa ve Yeni Dünya’daki hakimiyetini yitirdi. Philip’in Mars’ı Akrep’te geri hareketteydi ve Koç’ta yükseleninde bulunan Satürn’le 150’lik açı içindeydi. Avrupa ve Yeni Dünya’nın Katolikliğini korumak ve Elizabeth’in Protestanlığını kovmak için Tanrı’dan kendisine bir görev verildiği kanaatindeydi. Sonuç Protestanlığın daha sonra Birleşik Devletler haline gelecek olan Amerikan kolonilerinde egemen inanç olacak, İspanya ve Katoliklik Orta ve Güney Amerika ile sınırlı kalacaktı.

Plüton geri harekette Mars’la kavuşum halindeyken saldırgan eylemin şiddeti artar. Mikhail Gorbachev her ikisi de 9. evde, Yengeç’te geri harekette olan bir Mars ve Plüton ile doğmuştu; Jüpiter, Ay ve Neptün de geri hareketteydi. Rusya ile Almanya arasındaki demir perdeyi savaş olmadan indirmek için Papa II. Joan Paul ile bilikte savaşan stratejik biriydi. Fakat Rusya’daki birçok kişi onu Sovyetler Birliği’nin gücünü elinden almakla suçladı. Çok etkileyici bir adam olan Gorbachev için Ronald Reagan bir defasında şöyle demişti: “Bazen kim olduğunu hatırlamakta güçlük çeken çok hoş bir adam.”

Mars’ın ateşi Kasım’da solacak ve gezegen 10 Aralık gece geç saatlerde, Boğa’nın 8. derecesinde doğru harekete geçecektir. Aslan’da 11. derecedeki Satürn’e yakın kare, Noel’den sonra tam kare olacaktır. Jüpiter sabit bir T haçı tamamlamak için Noel’den bir hafta önce Akrep’in 10. derecesine ilerleyecektir. Kasım ortası, 7 Kasım’da Akrep’in 15. derecesindeki Güneş’in Mars’a karşıt açısıyla ve ertesi gün Kova’daki Ay’ın hem Mars’a hem Güneş’e kare açısıyla gergin geçecektir. Bütün Kasım ayı boyunca Mars gökyüzünde 15 derece kuzey deklinasyonu civarında büyük ve parlak görünecektir. 16’’lik bir çapla görünecek ve ocak sonuna kadar 10’’’ın altına düşmeyecektir. Cadılar Bayramında 20,2 arcsaniyelik çap ile rekor kırmaya yakın bir büyüklükte maksimum görünürlüğe ulaşacaktır. Şubat ayında 20’’’den 17’’ye düşecektir. Mars Kasım ve Aralık ayında boyunca kuzey deklinasyonu 15 derecede olacaktır

Bilinçle Bağlantılı Gezegen Etkileri

Bilinçle Bağlantılı Gezegen Etkileri

Chicago`daki 1994 ISAR Konferansı`nda Sunulmuştur 

Astrolojini esoterik ve egzoterik dinamikleri arasındaki farkı paylaşmak için sizlere Yunanistan`a yaptığım geziden bir örnek vermek istiyorum. Rodos`tan Crete`ye gidiyorduk. Rodos`daki havaalanına gittim ve orada girişinde Yunan alfabesinde yazılmış yazılar olan iki kapı vardı. Her ne kadar Yunanca bilmesem de, alfabesine aşinayım. Kapılardan birinde Esoteriki, diğerinde ise Exoteriki yazıyordu. Aman Tanrım, doğru yerde olmalıyım... peki, hangi kapıyı kullanmalıyım? dedim.Kendi kendime düşündüm ve dedim ki, Esoteriki içeri, exoteriki ise dışarı demek. Yaşamın esoterik dinamikleri, en içteki veya dipteki enerji hareketleriyle ilgilidir. Bu, mistik yaşam olmalıdır çünkü içerde yaşanır. Exoteriki ise dışarısı demektir, yani daha görülebilir olan. Dolayısıyla Exoteriki dış hatlar olmalı. Yunanistan`da kaldığım ve daha esoterik bir ruh hali içinde olduğum için Esoteriki yazan kapıya yöneldim ve Crete`ye gittim. 

Esoteik ve egzoterik terimlerini, içimizdeki enerjiyi açığa çıkarmayan doğru bir gerilim yaratmak için pek çoğumuzun içinde bir hareket olduğuna dair farklı bir anlayışla ifade etmek istiyorum. Doğru gerilim, enerjiyi arttırır ve yeniler. Yüksek Benliğimiz ve Nefsimiz arasındaki doğru gerilimden bahsediyorum. Eğer iç ve dış yaşamlarımız arasında bilinçli bir şekilde bir köprü kurabilirsek (esoterik terimlerle Antakarana veya Gökkuşağı Köprüsüolarak ifade edilir), subjecktif gerçekleğimize karşı objektif davranabilirsek, esoterik bir çalışma yapmış oluruz. Hepimiz birer şifacı gibi çalışıyoruz ve hepimiz şifa vermek için çalışıyoruz. Heal (iyileştirme) sözcüğü, whole (bütün) sözcüğü ile bağlantılıdır ve bu sözcük aynı zamanda wealth (bolluk,zenginlik) sözcüğü ile de bağlantılıdır. Bir bütün olarak iyileştirme amacıyla hareket edersek, zenginliğe, bolluğa kavuşuruz. 

Pek çoğumuz, egzoterik yaşamın gerilimlerinden yorgun ve bitkin düşmüşüzdür. Ay tarafından yönetilen bu yaşam, ki Anne ya da Baba`nın suçudur, çevresel bir hatadır, kocamın hatasıdır ve bugün çok kötü hissetmemin nedeni benim. Bir çoğumuz bunu aptalca bulur ve bu bizi tüketir. Fiziksel, duygusal ve zihinsel düzeylerde ne kadar çok çalışırsak o kadar kafamız karışır. Bir durumun gerçekleştiği seviyede hassas bir senteze tamamen odaklanarak o durumu çözemezsiniz. Yaşamlarımızla uğraşacak başka bir tanımlama seviyesi bulmak zorundayız. Kendimizi tanımladığımız, kendimizi anlattığımız gibiyizdir. Eğer Tanrı`nın çocuğuyum diyorsam, öyleyimdir. Eğer aptalım diyorsam, öyleyimdir. Kendimiz hakkında kendimize söylediklerimiz, kendimizi ilahi biçimde ifade edişimizdir. Bu, böyledir. Bana göre, astroloji kendi varoluş amacına hizmet etmiştir. Esoterik açıdan astroloji, bilincin geliştirilmesi için bir araçtır. Ben astrolojinin, bilincin ve özellikle de sezgisel bedenimizin gelişimine yardımcı olduğunu düşünüyorum. Biz, temel ilişkiler üzerinde çalışıyoruz. Astrolojinin temel dinamiklerine uygun hareket edersek büyüyebiliriz. Kişisel olmayan dinamikler, yaşamın benötesi doğasının etkilerini görmeye başlar ve kişisel olarak bunları yönetip yaşamlarımıza uyarlayabiliriz. 

27 yıllık deneyimi olan bir astrologum. Astroloji bana, bedeni olan bir ruh olduğumu öğretti, ruhu olan bir beden değil. Kendimi ne kadar çok bu düzeyde tanımlarsam -demek istediğim beyaz bir çarşafı üstüme alıp ben bir ruhum diye dolaşmak değil elbette- kendimin ve diğer insanların yaşamlarının daha iyi olması için daha fazla sevgi, güç, kuvvet ve yetenekle birlikte kendimi bu gezegene daha bağlı hissediyorum. En azından buna inanmayı tercih ediyorum. Astroloji kökeninde esoteriktir. Sembolik dili aracılığıyla yaşamın doğasını açıklar. Bu dil gereklidir fakat herhangi bir durumun formundaki enerjiyi algılama yeteneği daha çok Pluton, Neptün ve Uranüs`le ilgilidir. Benötesi etkiler ve benötesi bir bakış açısıyla bağlantılıdır. 

Bu noktada sizlerle, gezegenlerin yönetici işaretleri ile farklı bir perspektiften incelenmesini paylaşmak istiyorum. Bu pespektif, Eski Bilgelik Öğretileri`nin bakış açısıdır. Ruh düzeyinden bakıldığında başka bir dinamik ortaya çıkar. Ruhtan esoterik olarak hareket ettiğimizde, bedenlerimizin merkezi artık göbek deliğimiz değildir. Dünyanın trajedisi ben, benim, bana dediğimiz evrensel hastalıktan kaynaklanır. Toplu veya bireysel anlamda ben, benim, bana`dan bahsediyorsak bir hastalığımız var demektir. Kova Çağı, bireysel ifadeyi kaybetmeden toplu biçimde yönlenme üzerinde durur. Bilinç açıldıkça, daha bireysel hale geliriz, o da daha evrensel hale dönüşür. Ne kadar kendim olursam, o kadar ben olurum. Bireyselleşmiş bütünlüğün bu dinamği, Yeni Çağ`ın paradigmasını vurgulamaktadır. Esoterik bir düzeyde astrolojik ve horoskopik olarak hareket edersek, daha çok toplu sonuçlarla hareket ediyoruz demektir; bu sayede Koç burcunun yöneticisi Mars olmaktan çıkar ve Merkür tarafından yönetilir çünkü ruh merkezli Koç burcu, yükselen burç da olsa güneş burcu da olsa, evrensel kaynaktan yani Tanrı`nın Aklı`nden bir fikir yaratmaktadır. Koç Burcu insanları Merkür`e can verme yetneğine sahiptir ve bununla ilgili çıkış fikri, kolektif hakkındaki bir temel bilinçten gelmekte ve bu nedenle sihinlerdeki soru işaretlerini ortadan kaldırmaktadır 

Boğa burcu gezegenle esoterik olarak çalışırken, Vulcan yönetici haline gelir. Vulcan`ın fiziksel veya metafiziksel bir gezegen olması bu durumu değiştirmez. Bu, toplu bilincin bir temelidir. Vulcan, Tanrı`ların demircisiydi. Belirli bir düzeyden sonra mucizeler gerçekleştiremez hale geldikleri için tanrılar tüm aletlerini ona getirirdi. Aletlere yeniden güç verilmesi gerekirdi. Boğa burcunda yükselen burç ya da güneş burcu insanı, zihnini daha fazla olasılıkla doldurma yolunda ilerler.Bunu yapmak için, üçüncü göz olan boğanın gözüyle görmelisiniz. Formdaki gerçek değeri görmeli ve kendi amaçlarınız için değil bütünün iyiliği için bu gerçek değeri açığa çıkarmalısınız. 

İkizler burcunda esoterik olarak ilerleyen bir yaşama girdiğimizde, Merkür`ün ikilik ve çokluğuna artık sahip değilizdir. İkizler burcunun yöneticisi, uyumun daha büyük senfonilerini yaratmak için karşıtları çeken Venüs olur. Venüs, daha büyük bir uyum sağlamak için benötesi amaçlarla insanları ve fikirleri bir araya getirir ve ilişkinin dinamiklerini oluşturur. Venüs, Doğru İnsan İlişkileri Kanunu dediğimiz şeye fiziksel olarak katkıda bulunur. Bu Kanun, Kova Çağı Kanunu`nu vurgular. Önemli bir diğer Kanun ise Döngü Kanunu`dur. 

Esoterik olarak odaklanılan Yengeç burcuna geçtiğimizde, artık benim annem, benim evim veya benim yemeğim yoktur. Ay`ın etkisi, Neptün tarafindan yeniden düzenlenmiştir. Neptün, evrensel tedarik kaynağıdır. Okyanusta altınlarınız, pırlantalarınız vardır. Neptün-Yengeç burcundaki kişi, tüm insanlık için bir şeyler sağlamaya çalışır. Kişisel olmayan bir düzeyde hizmet etmeye uğraşır. Kişisel hayatı kişisel olarak ele almazken kişisel olmayan hayata son derece kişisel yaklaşır. Aslan burcuna gelince, yöneticinin halen Güneş olduğunu söyleyebiliriz fakat bu, güneşin kendisi değildir, güneşin bıraktığı gölgedir, böylece Aslan burcundaki kişi, kendi kişiliği fazlasıyla parladığından içinizdeki enerjiyi açığa çıkarır. Ancak, hiçbir gölge bırakmayan şey güneşin kalbidir. Parlamayan ama yayılan, saçılan bir ışık. Yaşamı telkin eden, yaratan ve destekleyen bir ışın. 

Başak burcuna geldiğimizde, Aman Tanrım, araştırmalarımla ne yapmalıyım, nasıl bir işim olmalı, vs diyen Merkür yerine yönetici olarak Ay`ı görürüz. O bizim Anne`mizdir. Başak için, Başak`ın her zaman hamile olduğu ve asla doğum yapmadığına dair mükemmel bir ikilem vardır...her zaman, İsa Bebeği, Başak-Balık burcu için kaynaklar yaratmaya çalışır. Başak, daima içinceki İsa`nın iyiliğinin dinamiklerinin bilincindedir ve diğer insanların yönetiminden son derece pratik bir yöntemle sıyrılabilme yeteneğine sahiptir. 

Terazi burcundan bahsedersek, artık sana karşı ben oyununda değiliz demektir...burada neler olduğu ile ilgili rejabet edelim...bir ilişkinin ne hakkında olması gerektiğine dair kişisel anlayışıma göre bir ideal yaratalım. Bunun yerine, ilişkinin kişisel olmayan dinamiklerine gireriz ve Uranüs, Terazi burcunun yöneticisi olur. Yönetici olarak Venüs, kişilik düzeyinde çalışır. Uranüs ise ruh düzeyinde çalışır. Gezegensel enerjilerin daha yüksek ve daha alçak alçak oktavlarına sahip olursunuz. Sahip olduğumuz şey, Venüs`tür, çekim gücü, insanalrı bir araya getiren manyetik güç fakat bu Uranüs amaçları, grup dinamikleri için kullanılır. Akrep burcunda da Mars, ruh düzeyinde yöneticidir. Bu, Akrep`in düşük seviyesi, Seni alacağım çünkü enerjini istiyorum gibi bir şey değildir; daha çok, ölümü simgeleyen Mars, yeniden doğuşa götürür. Fiziksel formu, arzuyu öldürme amacı, onları yok etmek değildir, gizli güçleri, içindeki ruhu sadece birey için değil aynı zamanda Akrep burcu insanıyla ilişki içinde olan herkes için yaratıcı amaçlarla yeniden açığa çıkarmaktır. 

Yay burcundaki esoterik yönetici Dünya`dır. Havaya bir ok fılrlattım. Dünyaya düştü, nerede olduğunu bilmiyorum ve umurumda da değil çünkü bunun sorumluluğunu almak istemiyorum. Şeklindeki Jüpiter idealizmi yoktur artık. Dünya, Yay burcunu yönlendirmeye başlar çünkü Yay`ın amacı, ilerlediği Yolda tek şeye odaklanmış bit mürit haline gelmektir ve bu Yol`u da attığı okuyla tanımlar. Yol, Dünyevi bir yoldur. Kendimizi dünyaya veririz. Daha yüksek Yay`ın amacı, dünyaya kutsal bir gezegen olma fırsatını sunmaktır. Güneş sisteminde yedi adet kutsal gezegen olduğunu biliyoruz ve Dünya henüz bunlardan biri değil. Toplu Yay etkisi olarak bizim görevimiz, tek bir şeye odaklanmış olan yönü getirerek nefs-yüksek benlik ikiliğini kaybetmek ve nefs ile yüksek benliği kaynaştırmaktır. Daha sonra David Yıldızı, bilinç düzeyinde şekillenir. Alçak ve yüksek üçgenler bir araya gelir ve tek odaklı özümüz ve tek odaklı insanlığı dışsallaştırırız. 

Oğlak burcunda Satürn çift yöneticidir. Fakat Saturn nefsinde, Aaahh, yaşamım ne kadar da sınırlı, veya İhtiyacım olanı alabilmek için kontrol etmem lazım demek yerine, Satürn burada geçilmez söylemiyle parçalanmaktadır... kaynakların doğru kullanımı için bulunan olasılıkları artırmak için bilinç sınırlarını aşmaktadır. Burada gördüğümüz, psikolojik ve biyolojik odaklı karmanın bir aracı olan Satürn değildir, daha çok üretken olmayan, duygusal, zihinsel veya fiziksel alışkanlık paternlerinden kaynaklanan doğru sorumluluğu göstermek veya sorumluluk olmadığını göstermek amacıyla gezegensel bir karmaya açılmaktır. 

Kova burcuna geldiğimizde, muhteşem bir şeyle karşılaşırız. Kova enerjisinin arkasında Jüpiter gezegeni vardır. Jüpiter, Uranüs aracılığıyla Kova Çağı`nın Efendisi olur. Egzoterik düzeyde çok daha fazla Uranüs özelliği göstereceğiz ve tüm buluşlara sahip olacağız, vs. Bilim, insalığın kendi tanrısal ifadesini dile getirmesi için bir araç olacaktır fakat 2. Işının Efendisi dediğimiz Jüpiter, Sevginin Efendisi ve Bolluğun Efendisidir. Esoterik düzeylerde her birimiz, Aman Tanrım, Ay`dayız ve bunun bir gezegen olduğunu görebiliyorum gibi bir vizyona sahibizdir. Eğer hepimiz bu perspektiften bakabilirsek, bütün Kova Çağı perspektifinde paylaşabileceğimiz sevgi bolluğuna kavuşuruz.

Son olarak Balık burcundayız. Kendi kendini yok etmek ve imha etmekten çok Yüksek Benlik ve anlamının yeni vizyonuyla birlikte, Pluton Balık burcunun yöneticisi haline gelir çünkü nefs ve onun Zümrüdüanka olarak kurtuluşunu ifade eder. Sacrifice (fedakarlık), iki Latince sözcükten türemiştir, kutsal anlamına gelen sacra ve yapmak anlamına ficare`den türemiş fice sözcükleri. Fedakarlık, bir şeyi kutsal yapmak, kutsallaştırmak anlamına gelmektedir. Pluton aracılığıyla, daha büyük bir yaşamda yeniden doğmak için hepimiz sırayla ölümden geçiyoruz. 

Bu perspektifle gezegenlere ve işaretlerine baktığımızda, olasılıkların ve kabul edilmiş bir bilim dalı olarak astrolojinin bize verdiği armağanın farkına varırız. Çok teşekkür ederim

Bahar Festivalleri

Bahar Festivalleri

Güneş yılının bu vakti, dini inançlar ile ruhani disiplinler arasında bağlantılar gördüğümüz bir zamanıdır. 28 Mart ile 15 Nisan Budistlerin merhamet, hikmet, şifa ve şefkat tanrıçası Quan Yin’ine adaklar sunduğu şenlik günleridir. Aydınlanmayı bütün insanlığa getirmek için kendi aydınlanmasından feragat eden kutsal bir kadındır Quan Yin. Japonya’da ona Kwannon denir. Quan Yin Çin’de genellikle beyaz, uçuşan bir cübbenin içinde ve Hindu/Çin soyluluğunun işareti olan bir kolye takarken tasvir edilir.  Sağ elinde içinde saf su bulunan bir kavanoz, sol elinde bir söğüt dalı tutar. Başındaki taçta genellikle Quan Yin bir Bodhisattva’ya (yüksek derece aydınlanmaya ermiş insan) dönüşmeden onun ruhani öğretmenliğini yapan Amitabha 
Buda’nın tasviri vardır.

8 Nisan Hana Masturi, yani Çiçekler Festivali günü Japon Budist tapınaklarında Buda’nın doğum günü olarak kutlanır. Buda bugün güney Napel’de olan Lumbini bahçelerinde doğmuş, Doğar doğmaz yedi adım atıp bir eliyle gökyüzünü, bir eliyle yeryüzünü göstererek “Gökte ve yerde tekim,” demiştir. Bu söz üzerine gökten dokuz ejderha inmiş ve onu saf suyla vaftiz etmiştir. Yıllık ritüellerde bir tapınak veya holün (hanamido) bahçesini çiçeklerle süslemek, kurutulmuş ve kaynatılmış ortanca yapraklarından yapılan tatlı bir çay ikram etmek uygulamaları vardır. Çay yeryüzünü ve gökyüzünü işaret eden (aynı zamanda I Ching’in sembolüdür bu) bebek Buda heykelinin başına serpilir ve Buda’nın efsanevi doğumunu sembolize eder. Seremoninin ardından festival için gelen ziyaretçiler sihirli ortanca çayını aile üyeleriyle paylaşmak için evlerine götürürler. Ortanca çayını ayrıca yılanları evlerden uzak tutmak için kullanırlar. Buda’nın doğum, aydınlanma, ölüm ve aşkınlaşmasına saygı gösterilen günler bir ay sürerek Wesak’ta, Mayıs ayındaki dolunayda sona erer.

9 Nisan Paskalya’dan önceki Kutlu Pazar’dır. Hz. İsa’nın Kudüs’e giriş günü kabul edilir. Mevcut seremoniler arasında hurma ağaçlarının takdisi vardır. Hurma yapraklarının külleri Çarmıha gerilme feragatini ve çilesini sembolize eden İyi Cuma’da kullanılır.

10 Nisan 2006 Hz. Muhammed’in doğum günüdür. Hz. Muhammed’in miracı ise 21 Ağustos 2006 yılında kutlanacaktır. Bu tarihler İslami kameri takvime denk gelen günlerdir.

Fısıh (Pesach) bayramı (13 Nisan’da başlayan), Yahudilerin Mısır’daki köleliklerinden kurtuluşunun sekiz günlük kutlamasıdır. Pesach ayrıca topallama, sekme anlamına gelir ve Minotar labirentinin spiral dansına dayanan baharda yapılan kadim seremonisel keklik dansıyla ilişkilidir. Nisan ayının iç teması hayat yolunuzdaki engellerin ve sınırlandırmaların üstesinden gelmek için içsel kuvvet ve değerlerin çağrılmasıdır.

Paskalya yortusu (bu yıl 16 Nisan’da) bahar ekinoksunun ilk dolunayını sonrasındaki ilk pazarında kutlanan Hıristiyan bayramıdır. Paskalya İsa’nın ölümü yenmesini, göğe yükselmeden önce ışıklı bir bedene bürünmesini kutlar. Mesih’in dirilişi ruhun ebedi doğasını ve bedenin ölüm üzerindeki zaferini sembolize eder. Kadim kutlamalarda toprağın kışla mücadelesinin ardından tomurcuklanmasını sembolize ederdi. Wicca dininde ona bahar tanrıçası Ostara veya Oestra denir. Hayatın yeniden doğumla Yeryüzüne dönüşünü simgeler.

Güneş Boğa burcuna geçerken (19 Nisan) sevgi değeri dışa yönelik eylemlerimizde daha kolay vurgu kazanabilir. Bunun içinde çevre konusunda üzerimize düşen sorumlulukların artması da olabilir.

22 Nisan Yeryüzü Günü, Toprak Ana’ya adanmış olan, hepimizin paylaştığı yuvanın, Yer tanrıçası Gaia’nın bayramıdır. İlk Yeryüzü günü geridönüşüm, ağaç ekme ve toplumun geleceğe sorumluluğunu desteklemek için ilk olarak 1970 yılında kutladı. Yeryüzündeki hayata saygıyı, toprağın, havanın ve suyun niteliğini korumaya dair yöntemleri destekleyecek şekilde devam etmektedir. Yeryüzü günü artık 140’a aşkın ülke de kutlanmaktadır.

25 Nisan Aziz Mark Günü eski Roma’nın Robigalia festivaline denk düşmektedir. İki günün ortak yanı ekinlerin büyümesi için göklerin lütfünü istemektir. Aziz Mark günü göçmen kuşların güneyden yuvalarına dönmelerini selamlar.

Anlam arayışımız sonsuzdur. En basit fikirlerde ve kavramlarda anlamlar buluyoruz. Bu fikirler kendilerine sembollerde ve sembolizmlerde ifade buluyorlar. Aynı temel semboller çeşitli yerlerde, farklı felsefelerde ve dinlerde ortaya çıkmaktadır. Açık bir zihinle ararsak, bir zamanlar rakipler gördüğümüz yerlerde kendi anlamlarımıza uygun şeylerle karşılaşırız. Hepinize mutlu bir yeniden canlanma mevsimi diliyorum. Paskalyanız kutlu olsun